Konuk Yazardan: Çanakkale, Hünnap Han

Malum bu mevsimde artık bütün enerjimizin sonuna gelmişken en çok kurduğumuz hayal tatile ne zaman çıkacağımız ve nereye gideceğimiz ile ilgili. Geçen sene eşimin Çanakkale’ye gitmeyi çok istemesi üzerine Çanakkale Adatepe Köyü’nde Hünnap Han’da kaldık. Kaz Dağları zaten mükemmel doğası ve orman havası ile insanı mest ediyor, üstüne Çanakkale ve Şehitlik inanılmaz güzeldi. Hele bir de Turgut ÖZAKMAN’ın “Diriliş” ini yeni okuduktan hemen sonra Şehitliğe gitmek, (eğer tarihi seviyor iseniz) olağan üstü bir duygu. Bütün tüyleriniz diken diken geziyorsunuz şehitliği ve Atatürk’e bir kez daha hayran kalıyorsunuz. Bütün şehitliklerde şehitlerin yanı sıra Atatürk ve arkadaşlarına sürekli dualar ettim, iyi ki vardınız ve iyi ki bu milleti kurtardınız diye.

Çanakkale’de Hünnap Han’da kaldık. Ben zaten gitmeden internet sitesinden ziyaret etmiş hem eski taş binayı, hem restore ediliş şeklini, sakin ve huzurlu görüntüsünü, hatta sitedeki yalın ve samimi anlatımı çok beğenmiştim. Gerçekten umduğum gibi bir mekan ve güler yüzlü insanlar karşıladı bizi. Sahibinin rahatsızlığı nedeni ile oğlu ile tanışma fırsatını bulduk ve kendisine de tanıdığımız herkese tavsiye edeceğimizi hatta en kısa zamanda tekrar gelmek istediğimizi söyledik. İstediğiniz şey gün boyu çalan güzel müzikler eşliğinde kitap okumak, güzel bir bahçede keyifli bir sohbet ile bir şeyler yudumlamak, televizyonun lafının bile edilmediği bir mekanda hoşça vakit geçirmek ise ben lütfen yolunuz düştüğünde, yada bir fırsat yarattığınızda uğrayın derim. Üstelik yakınında tarihi mekanların çokluğu, Zeus Altarı (başka hiçbir yerde göremeyeceğiz muhteşem manzara eşliğinde), küçüklü büyüklü şelaleleri, ve bir de tabii ki çok yakında olmamak ile birlikte günübirlik gidip gelebileceğiz Çanakkale Şehitliği var.



Hünnap Han 260 yıllık bir Osmanlı Konağı imiş. Konağın ilk sahibi Hacı Mehmet Efendi olarak biliniyor. 3 yıl süren detaylı bir restorasyondan sonra hizmete açılan bu konakta 9 standart oda bir süit (2 odalı) bulunuyor. 55 kişilik kapalı yemek salonu ve şömineli barı ile konuklarına hizmet ediyor. Konağın avlusunda 180 yıllık Hünnap ağacının gölgelediği bahçede zengin içecek menüsüyle keyifli anlar sizi adeta büyülüyor. Modern bir köy evi tarzında dekore edilen odalardaki pencerelerden görünen Kazdağı ve Edremit Körfezi'nin manzarasına doyum olmuyor. Köy meydanında gecenin ilerleyen saatlerinde, çay içmek ve sadece doğadan gelen sesleri dinlemek kadar hiçbir şey sanırım, tatil öncesi yorgunluğunuzun yerini huzur ve sükunete bırakamaz. Bu arada Hünnap ismi (Ziziphus zizyphus), Rhamnaceae (cehrigiller) familyasından, bahar aylarında hoş kokulu sarı renkli çiçekleri olan bir ağacın meyvesinden geliyormuş. Bildiğim kadar ile otelde, çayı ve reçelini de tatmak mümkün. Benden Hünnap Han ile sanırım bu kadar bilgi yeter, isterseniz siz bir sitelerini ziyaret edip o doğal ve güzel atmosferi kendiniz gözlerinizle görün.

Keyifli ve gönlünüzce bir tatil geçirmeniz dileği ile…

SERAP

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

1 comments:

ozer dedi ki...

Hünnap Han'da iki akşam konakladım. Sahil boyunca anayolda ilerlerken Hünap Han'ın bulunduğu köye giden yolu kaçırmamak için dikkatli olmalısınız. Ana yoldan ayrıldıktan sonra daglara doğru tırmanırken "Acaba !!" diyorsunuz. "Acaba yanlış yola mı girdim!" Kıyı şeridinin karmaşasından uzak, sessiz, el değmemiş. Hünnap Han da geçireceğiniz saatler adeta bir terapi gibi sizi bedensel ve zihinsel yorgunluğunuzdan çekip çıkaracak. Gece köy meydanında çayımı içerken farkettim ki ulu ağacın yapraklarının rüzgarla çıkardığı sesi başka hiçbir yapay ses karışmadan duyabiliyorum. Ne TV sesi, ne motor gürültüsü. Çay bahçesinde oturan birkac kişi, ördeklerle arkadaş olmuş devasa bir köpek, çay kaşığının şıkırtısı, yaprakların hışırtısı ve serin ferah hafiiif esintili bir hava. İstanbul da geçen aylardan sonra çok iyi geldi gerçekten.

Takip Edin...

Yazar Kafe

İletişim: dahabaskablog@gmail.com

Takip Ettiklerim