Kitaplık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dürbünümde Kırk Sene - Ayşe Kulin

İlk 20 yılı, çocukluğu, okul hayatı, ve genç yaşta yaptığı kısa evliliği "Hayat", sonraki 20 yılda boşanması ve ondan sonraki yaşam ve geçim mücadelesi "Hüzün"... Babasının hayata vedasıyla bitirdiği anılarından oluşan 2 kitap...
 
Ayşe Kulin'in kitabını rafta gördüğüm anda arkasını okumadan satın alırım. Son yazdığı Hayat ve Hüzün kitaplarını da ilk çıkar çıkmaz almıştım. Diğer bütün kitaplarını alır almaz 2 günde bitirmişimdir. İlk "Hayat"a başladığımda, anılarını yazmanın diğer romanları gibi olmadığını düşünmüştüm, diğerleri gibi akıcı gitmiyordu, arkadaşlarının, yakınlarının isimlerini okudukça kitabın içinde kaboluyordum. Bu yüzden biraz oyalandım bu kitabı okurken. Ama çok sevdiğim yazarın hayatını kendi ağzından okuma merakım ağır bastı ve bir şekilde kitabın ortalarında yine o bildiğim akıcı romanlara dönüştü. İlk kitap "Hayat"ı bitirir bitirmez, "Hüzün"e geçtim ve o da 1 gün içinde bitti. Şimdi bütün başta düşündüklerimi geri alıyorum:)

Ben de şu anda biraz hüzünlüyüm, kitabın etkisindeyim sanırım hala. Okumanızı tavsiye ederim...


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Yaz Kitapları

Tatil iyi güzel de, bütün gün plajda vakit geçirecekseniz okuyacak birşeyler gerekiyor. Bunlar da benim tatil için depoladığım kitaplar:

1. Sil Baştan


(Arka Kapak)
Ken Grimwood'un sıradışı eseri Sil Baştan, zihninize şu soruyu kazıyor: Geçmişte yapmış olduğunuz hataları bilerek hayatınızı tekrar, tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız ne yapardınız?

43 yaşındaki Jeff Winston bu şansı birkaç kez elde eder. Heyecanını yitirdiği evliliği ile geleceği olmayan işi arasında sıkışıp kalmıştır ve hiç beklenmedik bir anda ölüverir. Tekrar hayata gözlerini açtığında ise takvimler 1963 yılını göstermektedir. O sabah 18 yaşında, üniversite yatakhanesinin duvarlarına bakarak uyanır. Her şey eskisi gibidir... Tek bir fark dışında: Jeff geleceği avcunun içi gibi bilmektedir. Futbol ligi final maçlarından at yarışlarına kadar kimin kazanacağını, Wall Street'te köşeyi dönmek için hangi şirketlere yatırım yapmak gerektiğini... Yalnız, bilmediği bir şey vardır: Neden hayatını sil baştan yaşamak zorundadır? Sevdiği her şeyi ve herkesi kazanıp kaybetmeye daha ne kadar devam edecektir?


2. Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Gider


(Arka Kapak)
Dikkat! İçerde Felsefespri var!

"Yılın en matrak çoksatarı" -The Boston Globe

"Çok güldüm, çok şey öğrendim, çok sevdim" -Roy Blount Jr.

Felsefe mi? Felsefeyi anlamak için büyük bir dehanın zekâsına ve peygamber sabrına sahip olmak gerekir. Bu doğru değil! Bu komik, ele avuca sığmaz, çok yönlü ve zengin içerikli kitap bu efsaneyi yerle bir ediyor.

"Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer…" ile birlikte kendinizi olağanüstü eğlenceli bir felsefe dersinin içinde bulacaksınız. Felsefi kavramların esprilerle nasıl aydınlatılabileceğini, mizahın da aslında büyüleyici bir felsefi içerik barındırdığını göreceksiniz. Ama bir dakika… Bu iki kavrayış yolu, yani felsefe ile espri aynı şey mi yoksa? Fıkra ve esprilerin kuruluşu ve etkisiyle felsefi kavramların kuruluşu ve etkisi aynı malzemelere dayanmaz mı? İkisi de aynı şekilde aklımızı gıdıklamaz mı? Şey, biraz düşünüp sonra söylesek?

Harvard'lı iki felsefe profesöründen "güldürürken düşündüren" bir Stand-Up…


3. Pucca Günlük
(Blogla başlayan yazılarını kitaba dönüştüren pucca bize de ilham olur mu acaba:))
(Arka Kapak)
“Tek istediğim, battaniyenin altında film çekeceğim değil, film izleyeceğim bir adamdı.”

Sanal dünyanın merak edilen ünlüleri raflarda yerini alıyor. Dizüstü Edebiyat Dizisi başlıyor. İlk kitap çılgınlar gibi takip edilen, Türkiye'de en fazla izleyicisi olan kişisel blog'un yazarı Pucca. Herkes onu ve yazacağı kitabı merak ediyordu.

“Aynaya son kez baktım, ‘Kızım PuCCa, Allah kahretsin seni, çok harikasın lan sen!' dedim.”

PuCCa çok ayıp!
PuCCa çok komik!
PuCCa âşık!
PuCCa beter bişi!

Ve sonunda, paparazziler peşinde koşmadığı halde her şeyi anlattı…

“PuCCa, aferin, iyi b*k yedin!”


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Twilight: Eclipse


Twilight (Alacakaranlık) serisinin 3.bölümü Eclipse (Tutulma) bugün vizyona giriyor. Genelde cuma günü değişen yeni filmler gibi değil, ABD ile aynı anda bizde de gösterimde. Okuduğuma göre sinemalar bu film için bugunkü seanslarını değiştirebilir, ek salon açabilirlermiş.
Belki vapirlerle ilgili vasat denilebilecek bir filmin bu kadar merakla beklenmesini anlamıyor olabilirsiniz ama itiraf ediyorum ben de ilk ikisini arka arkaya seyredip, hemen ardından 4 kitabı birden okumuş biri olarak geçen seneden beri bu filmi bekliyorum:)

Bu arada, serinin yazarının yeni bir kitabı daha çıkmış: "Bree Tanner'in İkinci Hayatı". Konusu ise Eclipse romanında bahsedilen yeni doğan vampirlerden Bree'nin vampir olduktan sonraki ve Cullenlarla karşılaşana kadar yaşadıkları... Sinekten yağ çıkarmak diye buna denir! Ama Alacakaranlık'la bağlantılı olduğu için okudum yine de:) Çok ince bir kitap iki günlük plaj vaktinde bitti bile... Diğer 4 kitabı okumamış olanlar için peki birşey ifade etmez, sadece seriyi takip edenlere öneririm...



(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Tutulma & Şafak Vakti - Stephenie Meyer



Alacakaranlık filmlerini izleyip de beğenenler kervanına katılanlar, serinin 3. ve 4. kitaplarını da okumuşlardır heralde... Beğenenler diyorum çünkü çoğuna göre kurgusu aslında vasat olarak sınıflandırılsa da birçok da hayranının olduğunu da gözardı etmemek lazım. Vampirler ve kurtadamlar arasında fantastik bir hikaye.. aslında daha çok romantik diyebiliriz:) İmkansız bir aşkla bağlandığı vampir Edward ve diğer yanda vampirlerin düşmanı kurtadam Jacop arasında kararsız kalan Bella'nın hikayesi... Vampirleri ve kurtadamların alışık olmadığımız bir gözle anlatıldığı kesin, bu arada yazarın sadece bu 4 kitaptan 50 milyon dolar kazandığını belirteyim... Anladığınız üzere filmleri seyrettikten sonra benim de bir hayli ilgimi çekti ve bu kitapları da kısa zamanda bitirdim. Şimdi Tutulma'nın filminin tamamlanmasını bekliyorum:)

Kayıp Sembol - Dan Brown

Dan Brown'un beklenen kitabı sonunda türkçe olarak piyasa çıktı. Şu anda fiyatı 30 TL, almayalım diye özellikle mi bu fiyat koyulmuş bilemedim...

Kendisi de bu arada Istanbuldaymış... Kitabı okumadım ama denildiğine göre kitabın İstanbul'da geçen bölümlerinde şehir için pek de olumlu şeyler yazmamış. İstanbul'a gelip Four Seasons'ta kaldıktan sonra fikri değişmişmidir acaba...

Yeni kitabının konusu ise şöyle:
Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, Kongre Binası'nda konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washington'a varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre Binası'na bırakılmış olan bir sembolün -yakın arkadaşı Peter Solomon'ın kesik eli- varlığını haber veren bir telefon, Langdon'ı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir. Antikçağlarda kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişiyi ezoterik bilgeliğin hüküm sürdüğü, çok eskilerde kalmış kayıp bir dünyaya sürükleyecektir. Sonu belli olmayan bu mistik daveti arkadaşını kurtarmak için kabul eden Langdon, bir anda masonik sırların, saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Artık cevaplanması gereken sorular vardır: İnsanlığın Altın Çağı, açılmaması gereken bir kapının aralığından sırlarıyla birlikte yok mu olacak, yoksa hikmetin ışığında tüm soruların cevapları mı bulunacaktır? (Tanıtım Bülteninden)

Yeni Kitaplar

Okunacaklar listesine eklediğim piyasaya yeni çıkmış kitaplar:

Tek ve Tek Başına: Türkan - Ayşe Kulin
Usta kalem Bir ülkeden cüzamı kovdu. Türk, Kürt, Süryani demeden, kırsalın evlere hapsedilmiş kızlarına kapıları araladı, ışık tuttu yollarına. Hırpaladılar, yerden yere vurdular, ne gâvurluğu kaldı ne Kürtçülüğü, ne komünistliği. Ömrünün son döneminde de darbeci yerine kondu. Umurunda bile olmadı. Çünkü o sadece yüreği insan sevgisiyle dolu bir hekimdi. Hayatı boyunca tek isteği, iyi ve dürüst bir insan olmaktı. “Bütün işlerimi tamamladım. Konser gecesini de atlattıktan sonra, kemoterapiyi kestireceğim. Yolcu yolunda gerek!”

Ayşe Kulin’in dün piyasaya çıkan “Tek ve Tek Başına: Türkan” adını verdiği biyografik romanı, 18 Mayıs 2009’da ölen, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan’ın iç dünyasını mektuplar üzerinden anlatıyor...

Cumhuriyet : Türk Mucizesi - Turgut Özakman
‘Cumhuriyet’, Türkiye Üçlemesi’nin üçüncü kitabıdır (birincisi Diriliş, ikincisi Şu Çılgın Türkler). Objektif bilim adamları Milli Mücadele ile başlayıp Cumhuriyet’le süren bu dönemi Türk Mucizesi diye adlandırıyorlar. Kitapta, Büyük Zafer’den Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadarki olaylar yer alıyor. Bir yanda cumhuriyetçiler var, öte yanda bu daha iyi, daha insanca, daha onurlu düzeni istemeyenler. Ders ve ibret verici, uyarıcı bir dönem.

Bizim Gizli Bahçemizden - Nermin Bezmen

Sevilenin ardından yazılmış uzun bir mektup mu bu kitap?
Yoksa bir hatırat mı?
Otuz dört buçuk sene sürmüş bir tutkunun romanı mı?
Yoksa dayanılmaz bir özlemin, İzmir'de günbatımı renkleriyle bezenmiş şiiri mi?
Bazı bazı, tek bir paragrafta koca bir evliliği anlatıyor bu kitap.
Ama daha çok cesur bir aşk hikâyesini; yazar Nermin Bezmen'in yakın zamanda kaybettiği sevgili kocası Pamir Bezmen'le tanışmalarını ve aşklarını anlatıyor… Sevilenin ardından açılan yarayı ustası olduğu kalemiyle sarıyor Nermin Bezmen.
Dünü bugüne taşıyarak…

(Arka kapak)


Nermin Bezmen'in elimden düşürmeden okuduğum
serisi "Kurt Seyt & Shura", "Kurt Seyt ve Murka", ve "Mengene Göçmenleri" ile karşılaştırılmayacak bir kitap ama merakıma yenik düşüp aldım. Yakın zamanda kaybettiği kocasının arkasından yazdığı bu bir nevi mektubu okurken gerçekten böyle bir aşk olabilir mi diye düşünmeden edemiyor insan. Okunması için tavsiye edeceğim kitaplardan değil ama fazlaca cesur ve etkileyici anlatılmış bir hikaye olduğunu söyleyebilirim...

Fransız Süiti - Irène Némirowsky

1940 yılında Nazi işgalinden bir gece önce Paris'te başlayan Fransız Süiti, insanların kendi kontrolleri dışında savaş şartlarına atılmasının etkileyici öyküsünü anlatıyor. Parisliler şehri terk ederken, hayal edilebilecek her türden insani çılgınlık etrafı kaplamıştır; yemeğin olmadığı bir kentte varlıklı bir anne tatlı aramaktadır, dünyaları parçalanmak üzereyken bile bir çift, işlerini kaybetme düşüncesinden korkmaktadır. Yerli halk Alman askerlerince işgal altında olan taşradaki köylere göçerek -kendi köyünde, kendi evinde hatta kendi kalbinde bile- düşmanı karşısında hayatta kalmayı öğrenmek zorundadır.

Irène Némirowsky Fransız Süiti üzerine çalışmaya başladığında zaten Paris'te yaşayan çok başarılı bir yazardı. Fakat aynı zamanda o bir Yahudiydi, 1942'de tutuklandı ve öldüğü yer olan toplama kampına gönderildi. Bu roman altmış dört yıl boyunca saklı ve bilinmeyen olarak kaldı.

(Arka kapak)

Zaman Tüneli - Michael Crichton

Zaman makinesine girdiğinizi, kendinizi 'kuantum-köpük bir solucan deliği'nden 1357 yılı derebeylik Fransa'sına gönderdiğinizi düşünün. Bu gerçekten çok korkutucu olmalı. Ziyaretiniz başladıktan tam 37 saat sonra geri çağrılmazsanız kuantum otobüsünü kaçıracaksınız ve kendinizi boğazınızı kesmeye can atan keşişlerin, kızgın lordların ve köylü eşkıyların arasında geçen bir iç savaşın ortasında bulacaksınız. Üstelik 'Crey Kasabı'nı kızdırmaktan da kaçınmalısınız, yoksa, geniş kılıcını hışımla savurup bir çırpıda kellenizi uçurabilir ya da sizi, 'Leydimin Banyosu' adı verilen ve mahkumları yemesi için içeriye canlı sıçan atılan karanlık bir zindana hapsedebilir.

Ama korkmanıza gerek yok. Kitabın kahramanlarından biri değilsiniz çünkü. Kitabın kahramanları kim mi? Bill Gates'ten bile daha tuhaf davranışları olan teknoloji dehası bir milyarderin entrikayla kandırdığı bir grup tarihçi...

Bilgisayar oyunu olarak piyasaya çıkar çıkmaz Avrupa ve ABD'de büyük ilgi gören bu romanı okurken, imkansız gibi görünen birçok şeyi yeniden düşünmek zorunda kalacaksınız.

Michael Crichton, Jurassic Park ve 13. Savaşçı'dan sonra Zaman Tüneli'yle okurları bir kez daha sarsıyor...

(Arka kapak)

Firmin: Hümanist Entel Serseri - Sam Savage

Entel fare Firmin 13 kardeşin sonuncusu olarak Boston'da bie kitapçının bodrumunda doğar. Kardeşleri arasında en minyonu olduğu için bir türlü anne sütü ememez ve açlığını gidermek için kitapları yemeye başlar. Kitapları yedikçe okumayı öğrenen Firmin, zamanla kitapçıdaki bütün kitapları okur ve sonra kendi kitabını yazmaya başlar. Bu aynı zamanda onun hayatıdır.

Herhangi bir fare değil, medeni bir fare olan Firmin'in insanlarla iletişime geçme çabası, yaşadığı yabancılaşma, hayelleri ve hayal kırıklıkları, edebiyatın gücünü anlatan bu muhteşem romanda saklı.

"Tadı güzelse okuması da güzeldir" diyen Firmin'e hak vereceksiniz...

(Arka kapak)

Destina - Mine G. Kırıkkanat


Bu romanda yazılı herşey doğru, hiç bir şey gerçek değildir...

Henüz yaşanmamış yakın bir geleceği anlattığı Destina'da 'Bu romanda yazılı her şey doğru, hiçbir şey gerçek değildir' diyor Mine G. Kırıkkanat.

Bu yakın gelecekte, İstanbul Küresel Yönetişim'in idaresine geçmiş, Türkler de göç ettikleri farklı ülkelerde asimilasyona uğramıştır. Haç ile Hilal'in savaşı sona ermiş, yerini Hıristiyanlığın mezhep çatışması almıştır. Bu savaşın galibini, Roma'nın ilk Hıristiyan imparatoru ve Konstantinopolis'i başkent yaparak Hıristiyanlığa armağan eden Büyük Konstantin'in soyundan gelen bir vârisin bulunması ya da tam tersi ortadan kaldırılması belirleyecektir. Konuya ve bölgeye hâkim olmaları nedeniyle seçilen üç Türk ajan, rüyaların izinden giderek çıktıkları zaman yolculuğunda kıyasıya bir mücadelenin tam ortasında bulacaklardır kendilerini.

Soluk soluğa bir maceranın film kareleri gibi aktığı, müthiş bir hayal gücünün ürünü Destina, okurun elinden bırakamayacağı ve uzun süre etkisinden kurtulamayacağı son derece çarpıcı bir roman.

... Ama gerçek, ergeç doğrulanır.

Umut - Ayşe Kulin


Osmanlı’nın gözdesi Bosna bir imza ile elden çıkarken,
Kulin ailesi Bosna”dan İstanbul”a göç ediyor, çöken imparatorluğun son maliye nazırı Ahmet Reşat sürgüne gidiyordu.
Sabahat ile Aram”ın aşkı ise tehcir olaylarının acısına yenik düşmeyecekti.
Yeni bir cumhuriyet, yeni bir şehir ve yeni bir yuva kurulurken hayat hep akan bir suydu Sitare, Muhittin ve herkes için…
Savaşlar, yıkımlar, sürgünlerin ardından Umut geliyor.

Umut “Hayat Akan Bir Sudur””da Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor. Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır.
Ayşe Kulin, bir kez daha okurlarına ellerinden bırakamayacakları, okuyup bitirdikten sonra anılarına katacakları bir armağan sunuyor.

Mengene Göçmenleri - Nermin Bezmen


Nermin Bezmen, üçüncü romanı 'Mengene Göçmenleri'nde, yine, tarihin eski sahifelerinde kalmış, artık yaşamayan insanların, artık var olmayan mekanların, gerçek öyküsünü anlatıyor.

Mahmutpaşa'nın, Çiftesaraylar Caddesi'nde bir göçmen mahallesi. Bizanslılar'dan kalma surların çevirdiği altmı hanelik küçük bir dünya. Kafkas, Kırım göçmenlerinin dünyası. Mahmutpaşa'nın ortasında bir küçük Kafkasya, bir küçük Kırım. Adı: Mengene Bölgesi. Ve 1892'nin Silistre'sinde parçalanan bir ailenin bu küçük dünyaya sığınan bireyleri. Gönülsüz göçlerin cefakarlık, fedakarlık ve ardı kesilmeyen savaşlarla yoğrulan dramında doğan, büyüyen çocuklar. Çocukluklarını bilemeden gençliğe, gençliklerini tadamadan ihtiyarların yorgunluğuna erişen nesiller. Yasak, ayıp ve günah kavramlarının gölgesinde yaşanan masum aşklar, kalp kırıklıkları, zamanın kıskançlığında kurulan hayaller ve ilişkiler.

Bugün yerinde yeller esen Mengene'den geriye fazla bir şeyler kalmadı gibi. Ama anılar hep taze. Aynen, Mengene içinde doğan Mürvet'in anıları gibi. Kurt Seyit'in Murka'sı olduğu günlerinin anıları kadar taze...

Kurt Seyt & Murka - Nermin Bezmen

Nermin Bezmen, ilk romanı "Kurt Seyt & Shura"dan sonra bu defa Kurt Seyt'in hayatının başka bir perdesini aralıyor... Bu sefer hikayeyi 1945'lere taşıyacak bir başka zaman yolculuğu sizleri bekliyor "Kurt Seyt ve Murka"nın satırlarında...

Seyit Eminof'un dinmeyen özlemle soluyuşunu, inişli çıkışlı hayatını, kaderi ve kendisiyle olan kavgalarını ve hayata küsüşünü Pera'nın masalsı günlerinden esintilerle izlerken onu daha iyi anlayacak ve daha çok seveceksiniz...

Neredeyse çocuk yaştaki Mürvet'in Seyit'i anlama ve hayatı göğüsleme mücadelesini okurken romanının kahramanlarına kah kızacak, kah acıyacak, kah onlarla gülüp, onlarla ağlayacaksınız.

Kurt Seyt & Shura - Nermin Bezmen

Nermin Bezmen "Kurt Seyt & Shura"da Çarlık Rusyasının debdebeli yaşantısından Bolşevik ihtilali ile İstanbul 'a sürüklenen hayatları anlatıyor.

Tarihi bir gerçeğin öyküsü olan bu romanla, 1892'nin Yalta'sından St.Petersburg'un saltanat günlerine, Karpatlar cephesinden ihtilalin cehennemine ve nihayet, işgal altındaki İstanbul'a 1920'lerin Pera'sına macera dolu bir yolculuk yapacaksınız...

Romanın kahramanları ile beraber, polkaların, troykaların sihirli alemini, ihtilalin ve savaşın acımasızlığını, parçalanmış Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerini yaşayacaksınız...

Takip Edin...

Follow Me on Pinterest

Yazar Kafe

İletişim: dahabaskablog@gmail.com

Takip Ettiklerim