Internetten otel rezervasyonu...

Eğer turla tatile çıkmaktansa tatilimi kendim planlarım diyorsanız, "Venere.com" çok uygun bir adres... Dünyanın birçok bölgesinde ama ağırlıkla avrupa şehirlerindeki otellerle çalışan sitede, bütçenize göre otel seçebilir, diğer tatilcilerin öneri ve görüşlerinden yararlanabilir, şehrin görülmesi gereken yerleri ve ulaşımı da hesaba katarak en uygun otelde reservasyon yaptırabilirsiniz... Test edildi onaylandı...

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Kaş'taki dalış noktaları

Flying Fish:
Dalgıçların oylama sonucuna göre, Scuba-magazin ve dalış merkezleri, Flying Fish'i Türkiye'nin "en iyi" dalış noktası seçmişlerdir. Ana sebeplerden biri, 58 metrede başlayıp 70 metreye kadar uzanan ikinci dünya savaşından kalma (İtalyan bomba uçağı) uçak batığıdır.
Neler görülebilir : İkinci dünya savaşından kalma uçak batığı, barakudalar, bazı nadir salyangoz türleri, vatoz, ahtapot, müren, akya sürüleri , karagöz balıkları, trigger fish, bir çok dev orfoz.
Dalış noktası bilgileri:
Tekne ile varış süresi 35 dakika
Dip aralığı : 6 - 60 metre
Uygunluk : deneyimli dalgıç
Özellikler : Sıklıkla açık deniz tarafından gelen kuvvetli akıntı, uçak batığına dalış sadece yüksek deneyimi olan dalgıçlar içindir.

Kanyon :
İnsana uçma hissi veren muhteşem sualtı kanyonu; 3 metreden 23 metreye kadar iner. Daha sonra 60 yıllık gemi batığı başlamaktadır. Yeni başlayan dalgıçlar için max.18 metreye alternatif bir rota da izlenebilir.
Neler görebilirsiniz : Deniz kaplumbağası, kalamar, deniz tavşanları, orfozlar, barakuda ve akya sürüleri.
Dalış noktası bilgileri:
Tekne ile varış süresi : 30 dakika
Dip aralığı : 3 - 40 metre
Uygunluk : deneyimli dalgıç
Özellikler : Bazen yüzeyde kuvvetli akıntı, 2007 yazında bir deniz foku da burada görülmeye başlandı.


Tünel :
Kendinizi 18 metre de (5x5 metre) bir holün içine girip aniden çok güzel yarı kapalı (çıkışı sürekli görülebilen) bir mağarada buluyorsunuz. Burada çok güzel yumuşak bir mercan duvar üzerinde büyümektedir ve dibe yaklaştığınızda küçük bir karides göreceksiniz. Sonra rotanızı çok hoş bir yamaç boyunca sürdürürsünüz ; harika deniz tavşanlarını ,papağan balıklarını , asker balıklarını, karavida ve hatta orfozları görebilirsiniz.
Dalış noktası bilgileri:
Tekne ile varış süresi 35 - 40 dakika
Dip aralığı : 20 - 40 metre
Uygunluk : deneyimli dalgıç
Özellikler : Direkt teknenin çapasına (20 metre) iniş yapılır.


Neptün Resifi:
Kaş limanının 30 dakika kadar dışında olan bu dalış noktası yörenin diğer güncel resiflerindendir. Üç kayalar olarak da adlandırılan resifin tepesi 7 metreden başlar. Tepesindeki üç adet piramidi andıran taşlardan dolayı bu adla anılmaktadır. 18. metresinde aralara sıkışmış kırılmamış amforalar ilginizi çekecektir. Kumun başladığı 48. metrede ise lagosların yanı sıra domuz balıkları vardır.

Neler görebilirsiniz : Çok eski antik amforalar (2000 yıllık), nadir deniz tavşanları, triggerfish, akya, orfoz, küçük bir kanyon, bazen deniz kaplumbağası.
Dalış noktası bilgileri:
Tekne ile varış süresi : 35 dakika
Dip aralığı : 12 - 40 metre
Uygunluk : tüm seviyelerde dalgıçlar
Özellikler : Tarihi amforalar, küçük bir sualtı kanyonu

Oasis Reef :
Etrafı kumluk ve deniz çayırları ile çevrili dağlık küçük bir resif. Resife giden yol boyunca içlerindeki karideslerle simbiyotik yaşayan, dev deniz midyelerini (Pina) göreceksiniz. Resifte ise mürenlere ve kardinal balıklarına ev sahipliği yapan pek çok küçük mağara var.Ayrıca bir çok antik amfora görebilirsiniz. Resifin yakınlarında 2 büyük orfoza , bir çeşit yumuşak mercana ve nadir görülen bir tür anemona ev sahipliği yapan küçük bir gemi batığı uzanıyor. Oasis resifi dalış açısından esnek bir noktadır : 2-3 kez ziyaret edilebilir. İyi gözlerle denizatı bulma şansınız bile var.
Neler görülebilir : Kalamar, deniz tavşanları, küçük gemi batığı, orfozlar, deniz kaplumbağası, bazen de barakuda .
Dalış noktası bilgileri:
Tekne ile varış süresi : 30 dakika
Dip aralığı : 8 - 25 metre
Uygunluk : tüm seviyelerde dalgıçlar
Özellikler : Küçük gemi batığı , deniz kaplumbağaları.

Mağara 2:
6 metredeki mağaranın girişinden sonra, sizi karşılayan soğuk ve tatlı su tabakasından geçerek içi hava dolu büyükçe galeriye çıkıyorsunuz. Ancak mağaradaki su o kadar soğukki kalma süreniz 1-2 dakikayı geçemiyor. Parkurda Orfoz, Trança, Karavida, Akya, Mercan görmek mümkün.
Dalış noktası bilgileri:
Tekne ile varış süresi : 10 dakika
Dip aralığı :6 metre
Uygunluk :tüm seviyelerde dalgıçlar
Özellikler :Mağara.

Güvercin Adası:
Ada genellikle ikinci dalışlar için kullanılır. Günübirlik çıkan dalış teknelerinin ise öğlen yemek molası için demirledikleri koydur. Suyun berraklığı ile ilgi çeken yöre diğer bir dalış noktası olan Güvercin Ada`ya da yakındır. 25. metrede kumların üzerinde yatan ve akyalara ev sahipliği yapan La Villa adlı ahşap tekne16 metre boyundadır. Çürümeye başlayan tekne her an parçalanabilir. Bu teknenin içine girmemenizi, yalnız etrafında dolaşmanızı öneriyorum. Kumluk olan dipteki kayaların aralarında kırmızı renkli kabuklu canlıları izleyebilir ve görüntüleyebilirsiniz.

Fener Burnu:
Kaş limanının çıkışında birkaç mil güneyindeki yarımadanın ucudur. Genelde eğitim sonrası dalışları yapılmaktadır. Yavaş yavaş derinleşmesinden dolayı deneyimsiz dalgıçların kendilerine güven duymalarını sağlar. Dalış konusunda deneyim kazanmaya başlayanları ise 38 metreye kadar inen kayalıklar beklemektedir. 3 ile 18 metreler arasındaki kırık amforalar ve renkli gün balıkları 1 yıldız dalgıçlar için oldukça ilginçtir. 38 metrenin sonunda başlayan kumluk ise vatoz balıklarının yaşadığı bölgedir.

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Dalış Cenneti Kaş...


Daha yaklaşırken etkileyen manzarası ile Kaş, Akdeniz'in en farklı coğrafyasına sahip antik kentleriyle ünlü tatil beldelerinden biri. Denize kıvrım kıvrım uzanan bir yarımadanın içinde kalan koya kurulmuş antik kent, günümüzde de gelişerek tatilcilerin gözde merkezlerinin başında yer alıyor.

Kaş, dünyadaki en iyi 100 dalış bölgesinden biridir. Bunun sebebi, zengin sualtı yaşamına , temiz ( 40 metreye varan görüş mesafesi) deniz suyuna ve son derece güzel sualtı yapısına sahip olmasıdır. Kaş'ta 30'a yakın dalış noktası vardır ve hemen hepsi Kaş limanından sadece 30 dakika uzaklıktadır. Kaş'ta dalış denince akla, batıklar, mağaralar, kanyonlar, resifler, sualtı tünelleri gelir. Ayrıca sualtı sanat sergisini de unutmayalım.

Barakuda, vatoz, deniz kaplumbağası, nadir bulunan deniz tavşanları , akyalar, asker balıkları, karagöz balıkları, ahtapotlar, kalamar ve mürekkep balıkları, müren, trompet balıkları, dev orfoz ve lahozlar gibi daha bir çok muhteşem su altı canlısı buranın genel sualtı yaşamını oluştururlar.

Hangi Dalış Merkezine gitmeli:
İster deneyimli bir dalgıç, ister hiç dalmamış olun, Kaş'ta dalış yapmak istiyorsanız "Kaş Explorers" dalış merkezini öneririm... Tecrübeli eğitmenler Belma ve Altuğ, Kaş'taki birçok dalış merkeziyle çalışmış olmalarının yanı sıra dünyanın birçok dalış noktasında da çalışma tecrübesine sahiptirler. Kaş explorers ile dalış tatilinizin çok güvenli ve keyifli geçeceğine emin olabilirsiniz...

Bilgi için: http://www.kasexplorers.com/contact_tr.htm

Nerede kalınır:
Kaş'ın merkezinde birçok küçük ama konforlu otel bulunmaktadır. Hepsi marinaya ve plaja yakın mesafede.. Benim tercihimi sorarsanız "Begonvil Otel"i öneririm... Uzun yıllar İsviçre'de yaşamış bir Türk çift tarafından işletilen, servisi hızlı ve kaliteli, odaları rahat ve sıcak bir atmosfere sahip şirin bir otel. Küçük sakin bir sokak üzerinde, Kaş limanına ve güneşlenme platformlarına sadece birkaç dakika uzaklıkta. Telefon: 0242 836 30 79


Kaş'taki belli başlı dalış noktaları bir sonraki yazıda..:)

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

The Smart Girl's Guide to Ordering Wine with Dinner


Avoid Wine List Traps
Restauranteurs bank on your insecurity when it comes to navigating a wine list. Most amateurs play it safe by choosing the second cheapest wine on the list. That’s where many venues put their “high profit” bottles—the shabby stuff they want to get rid of. House wines are also never a good choice, as they’re purchased for their price and not their value or taste. Avoid these money traps by figuring out the average bottle price on the list—then stay near the median price for the best bang for your buck.

Red = Heavy, White = Light
Everyone knows the old saw about pairing red wine with red meat and white wine with white meat. But what about seafood and pasta entrees? As a rule, order reds with heavier meals (braised chicken, roasted turkey) and whites with lighter fare (poached salmon, antipasto). Beware: Neither goes with spicy cuisine, since it ruins the taste. If your meal will have some kick—think chili rubs and curries—order a sweeter wine like a Riesling to tame the spiciness of the food.

Skip the Popular Names
Typically, the most well-known wines also get the biggest mark up (up to five times the market price!), since they’re easily recognizable and popular choices. To get a better deal, try a Spanish Rioja instead of the standard Bordeaux, or an Italian prosecco in place of Champagne.

Have a Plan B
In unexpected situations, a white wine is the most flexible choice. A Sauvignon Blanc will go with everything from salads and pasta to fish, chicken, veal, and pork. If you’re a sucker for red, a lighter one pairs better with more dishes than a heavy wine—a Pinot Noir nicely complements any pasta, chicken, or meat dish well.

Do Your Homework
To impress at a business meal, study up beforehand. Most restaurants have wine lists available online, or you can call ahead to find out their wine offerings. Then research these wines, so you can ask your dining partner for his or her preferences, and make good suggestions.

Get a Recommendation
You’re not alone in your confusion over the wine list. About 95 percent of diners rely on the restaurant staff for suggestions. Point to a wine in your price range, and ask a friendly waiter for suggestions. This is a subtle way of pointing out your budget and preferences, and solicit a suggestion based on the waiter’s knowledge of the restaurant’s offerings.


Destina - Mine G. Kırıkkanat


Bu romanda yazılı herşey doğru, hiç bir şey gerçek değildir...

Henüz yaşanmamış yakın bir geleceği anlattığı Destina'da 'Bu romanda yazılı her şey doğru, hiçbir şey gerçek değildir' diyor Mine G. Kırıkkanat.

Bu yakın gelecekte, İstanbul Küresel Yönetişim'in idaresine geçmiş, Türkler de göç ettikleri farklı ülkelerde asimilasyona uğramıştır. Haç ile Hilal'in savaşı sona ermiş, yerini Hıristiyanlığın mezhep çatışması almıştır. Bu savaşın galibini, Roma'nın ilk Hıristiyan imparatoru ve Konstantinopolis'i başkent yaparak Hıristiyanlığa armağan eden Büyük Konstantin'in soyundan gelen bir vârisin bulunması ya da tam tersi ortadan kaldırılması belirleyecektir. Konuya ve bölgeye hâkim olmaları nedeniyle seçilen üç Türk ajan, rüyaların izinden giderek çıktıkları zaman yolculuğunda kıyasıya bir mücadelenin tam ortasında bulacaklardır kendilerini.

Soluk soluğa bir maceranın film kareleri gibi aktığı, müthiş bir hayal gücünün ürünü Destina, okurun elinden bırakamayacağı ve uzun süre etkisinden kurtulamayacağı son derece çarpıcı bir roman.

... Ama gerçek, ergeç doğrulanır.

Umut - Ayşe Kulin


Osmanlı’nın gözdesi Bosna bir imza ile elden çıkarken,
Kulin ailesi Bosna”dan İstanbul”a göç ediyor, çöken imparatorluğun son maliye nazırı Ahmet Reşat sürgüne gidiyordu.
Sabahat ile Aram”ın aşkı ise tehcir olaylarının acısına yenik düşmeyecekti.
Yeni bir cumhuriyet, yeni bir şehir ve yeni bir yuva kurulurken hayat hep akan bir suydu Sitare, Muhittin ve herkes için…
Savaşlar, yıkımlar, sürgünlerin ardından Umut geliyor.

Umut “Hayat Akan Bir Sudur””da Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor. Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır.
Ayşe Kulin, bir kez daha okurlarına ellerinden bırakamayacakları, okuyup bitirdikten sonra anılarına katacakları bir armağan sunuyor.

Mengene Göçmenleri - Nermin Bezmen


Nermin Bezmen, üçüncü romanı 'Mengene Göçmenleri'nde, yine, tarihin eski sahifelerinde kalmış, artık yaşamayan insanların, artık var olmayan mekanların, gerçek öyküsünü anlatıyor.

Mahmutpaşa'nın, Çiftesaraylar Caddesi'nde bir göçmen mahallesi. Bizanslılar'dan kalma surların çevirdiği altmı hanelik küçük bir dünya. Kafkas, Kırım göçmenlerinin dünyası. Mahmutpaşa'nın ortasında bir küçük Kafkasya, bir küçük Kırım. Adı: Mengene Bölgesi. Ve 1892'nin Silistre'sinde parçalanan bir ailenin bu küçük dünyaya sığınan bireyleri. Gönülsüz göçlerin cefakarlık, fedakarlık ve ardı kesilmeyen savaşlarla yoğrulan dramında doğan, büyüyen çocuklar. Çocukluklarını bilemeden gençliğe, gençliklerini tadamadan ihtiyarların yorgunluğuna erişen nesiller. Yasak, ayıp ve günah kavramlarının gölgesinde yaşanan masum aşklar, kalp kırıklıkları, zamanın kıskançlığında kurulan hayaller ve ilişkiler.

Bugün yerinde yeller esen Mengene'den geriye fazla bir şeyler kalmadı gibi. Ama anılar hep taze. Aynen, Mengene içinde doğan Mürvet'in anıları gibi. Kurt Seyit'in Murka'sı olduğu günlerinin anıları kadar taze...

Kurt Seyt & Murka - Nermin Bezmen

Nermin Bezmen, ilk romanı "Kurt Seyt & Shura"dan sonra bu defa Kurt Seyt'in hayatının başka bir perdesini aralıyor... Bu sefer hikayeyi 1945'lere taşıyacak bir başka zaman yolculuğu sizleri bekliyor "Kurt Seyt ve Murka"nın satırlarında...

Seyit Eminof'un dinmeyen özlemle soluyuşunu, inişli çıkışlı hayatını, kaderi ve kendisiyle olan kavgalarını ve hayata küsüşünü Pera'nın masalsı günlerinden esintilerle izlerken onu daha iyi anlayacak ve daha çok seveceksiniz...

Neredeyse çocuk yaştaki Mürvet'in Seyit'i anlama ve hayatı göğüsleme mücadelesini okurken romanının kahramanlarına kah kızacak, kah acıyacak, kah onlarla gülüp, onlarla ağlayacaksınız.

Kurt Seyt & Shura - Nermin Bezmen

Nermin Bezmen "Kurt Seyt & Shura"da Çarlık Rusyasının debdebeli yaşantısından Bolşevik ihtilali ile İstanbul 'a sürüklenen hayatları anlatıyor.

Tarihi bir gerçeğin öyküsü olan bu romanla, 1892'nin Yalta'sından St.Petersburg'un saltanat günlerine, Karpatlar cephesinden ihtilalin cehennemine ve nihayet, işgal altındaki İstanbul'a 1920'lerin Pera'sına macera dolu bir yolculuk yapacaksınız...

Romanın kahramanları ile beraber, polkaların, troykaların sihirli alemini, ihtilalin ve savaşın acımasızlığını, parçalanmış Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerini yaşayacaksınız...

Pilates nerede yapılır?

İşte Istanbuldan birkaç adres...

Hillside City Club:
Hillside üyelerine özel haftanın farklı gün ve saatlerinde katılabilecekleri pilates dersleri dışında, özel pilates stüdyosundan hillside üyesi olmayanlar da faydalanabiliyor...
Web sitesi: http://www.hillside.com.tr/

Mayadrom Sports Center
Web sitesi: http://www.mayadromsports.com/

CityZen:
CityZen'de, stüdyo pilates dersleri dışında hamileler için de pilates seansları düzenlenmekte. Hamilelik Pilates seansları, hamilelik döneminde ağır baskı altında kalan kas ve vücut yapısının kuvvetlenmesini sağlamak amacıyla özel olarak geliştirilmiştir. Hamilelik öncesi egzersiz üzerine eğitim almış ve içinde bulunduğunuz hamilelik dönemine uygun çalışmaların belirlenmesine yardımcı olacak hocalarla çalışılmaktadır.
Web sitesi: http://www.cityzen.com.tr/tr/content/Contact.shtml#

Sports International
Web sitesi: http://www.sportsinternational.com.tr/

Flex Health Club:
Grup dersleri dışında Peak Pilates ve Pilates Allegro ile özel dersler de mevcut..
Web sitesi: http://www.flex.com.tr/

Tabiiki spor salonuna üye olmak istemiyorsanız piyasada bulunan çok sayıda pilates DVD ve kitabından birini alarak evde de çalışabilirsiniz...

Pilates ve ben...


Pilatesle tanışıklığım yaklaşık 3 sene öncesine dayanıyor... Yakın arkadaşımla beraber, sağlıklı yaşam için spor yapma arayışında iken, bu aralar çok populer olan pilatesi seçtik kendimize... 1 sene boyunca haftada 3 gün aksatmadan spor salonunun yolunu tuttuk.. Hatta abartıp bütün vaktimizi salonda geçirmeye başaldık... (o sıralar ikimizin de bekar olmasının payı buyuktu tabii!) Düzenli yapmaya başladığımda, etkisi gerçekten görmeye başladım, kendimi daha güçlü, daha esnek, daha sağlıklı hissediyordum.. tabii ki ilk haftalarda yapamadığım hareketlerin sonradan çocuk oyuncağı haline gelmesi de ayrı bir mutluluktu:)

Ne yazıkki bu 'çok' aktif spor hayatımız, iş güç vs. yüzünden devam edemedi...Bu seneki yeni yıl kararlarım içinde pilatese tekrar başlamak var... Kendimi motive etmek için bayağı çaba sarfediyorum zira bu sefer yalnızım... Ne yazıkki bütün formumu kaybettiğimden, sıfırdan başlamış hissediyorum kendimi... ama umutluyum, eski formuma kavuşacağım...:)

Nedir bu Pilates?


Mini tarih:

Pilates tekniğine ismini veren Joseph Pilates, 1880'de Düsseldorf'ta dünyaya geldi.
Astım ve romatizmayla boğuşan ve çelimsiz bir çocuk olan Pilates, genç yaşta kayak ve jimnastikle ilgilenerek vücudunu geliştirdi. 1912'de İngiltere'de sirk cambazı, boksör ve dedektiflere kendini koruma dersleri veren Pilates, Birinci Dünya Savaşı döneminde düşman ilan edilerek Lancaster bölgesinde kampa alındı.

Kampta hastabakıcılık yapan ve burada kendi tekniğini geliştiren Pilates, burada askerlere tekniğini öğretti. İngiltere'de 1918'de pekçok kişinin ölümüne neden olan grip salgınından Pilates'in kampındakiler etkilenmeyince uyguladığı teknik ön plana çıktı. Savaştan sonra Almanya'da metodunu geliştirmeye devam eden ve şehir polislerine öğreten Pilates, 1926'da ABD'ye göç etti ve stüdyosunu açtı. Graham, Balanchine gibi ünlü dansçıların da öğrencileri arasında yer aldığı Pilates'in yöntemi giderek yaygınlaştı.

21. yüzyılda hala gözde olan pilates, Madonna, Hugh Grant, Britney Spears, Julia Roberts gibi ünlüler tarafından benimsendi. Güçlü bir vücut yaratmayı hedefleyen pilates, 30-40 temel hareketle tüm vücut için kondisyon sağlıyor.

Joseph Pilates’in “kontroloji” adını verdiği metodu, zihin ve beden bütünlüğü öngören denge nefes ve hareket sistemlerinin bir sentezidir. Eklem ve kemikleri hayat boyu korumak için kas güçlendiren, esneten ve özellikle içsel karın kaslarının kuvvetlendirilmesi esasına dayanan bir sistemdir.

Joseph Pilates, egzersizlerini şöyle tanımlamıştı:
“10 derste farkı hissedecek, 20 derste farkı görecek ve 30 derste tamamen farklı bir vücuda sahip olacaksınız”.


Pilates egzersizlerinin amacı; karın ve sırt bölgelerini eşit oranda güçlendirip, vücudumuzun üst kısmında sağlam bir iskelet oluşturmaktır. Pilatese göre vücut merkezi, derindeki kaslarla bel kemiğine en yakın kaslardan oluşur. Klasik egzersizlerde zayıf kaslar zayıflama, güçlü kaslar güçlenme eğilimindedir. Bu da dengesiz adale yapısına, kronik bel ağrısı ve sakatlıklara yol açabilir. Pilates’te kas yapısı bir bütün haline getirilir. Kilo vermeseniz de ince görünürsünüz. Sakatlanmaları zorlaşır. Dayanıklılık artar, metabolizma hızlanır.

Egzersiz sistemi:
Pilates'de her bir egzersizin çok kez tekrarı yerine daha az sayıda, tam, kontrol ve belirli bir biçim içinde uygulanması tercih edilir. Joseph Pilates 500 belirli egzersiz tasarladı. Ona göre zihinsel ve fiziksel sağlık birbiri için gerekliydi. Hareketler akıcıydı ve nefes, kontrol ve konsantrasyonla birleştirilmişti. Sonuç artan esneklik, güç, beden farkındalığı, enerji ve gelişmiş zihinsel konsantrasyondur.
Pilates ayrıca daha iyi sonuçlar alabilmek için egzersizinin beş ana aletini de tasarlamıştı. Karın, alt sırt ve kaba etler vücudun geri kalanının özgürce hareket etmesi için destekleniyor ve güçlendiriliyor Pilates programında. Pilates uygulayıcıları eğitimlerinde, güç ve esneklik inşa edebilmek için kendi vücut ağırlıklarını kullanmaktadırlar. Bunu yüksek düzeyde kardiovasküler egzersiz üzerine yoğunlaşmadan gerçekleştirmeyi hedeflerler.
Günümüzde Pilates pek çok fizyoterapist tarafından rehabilitasyon sürecinin bir parçası olarak kullanılmaktadır.

Pilates'in 6 prensibi:
Konsantrasyon : Pilates yaparken hareketlere yoğunlaşmak,bedenin uyum içinde nasıl çalıştığına ve hangi kasların kullanılıp, hangilerinin kullanılmadığına dikkat etmek gerekir.
Kontrol : Pilates metodunda kontrol çok önemlidir. Kontrol için bedenin iyi dinlenmesi ve hareketlerin gösterildiği şekilde uygulanması, olası sakatlıkların önlenmesi gerekir.
Merkezleme : Pilates Metodu’nda ,doğru hareket sanatlarında olduğu gibi merkez, göbek, bel ve kalça çevresidir. İç organları ve omurgayı yerinde tutan kas sistemlerini içerir. Merkezleme, üst bedenin stabilitesini ve esnemeyi, uzamayı sağlar.
Akıcı hareket : Hareketler acele edilmeden, her noktadan tek tek geçerek ama aynı zamanda hiç duraksamayarak yapılmalıdır.
Kesinlik : Hareketler belirsizce değil, hakkı verilerek tam yapılmalıdır. Hareket sekansları birbirleri içinde ve birbirleri arasında koordine olmalıdır.
Nefes : Nefes alıp verme, panik olmadan sırıtan arkasına ve altına derin nefes alıp bütün nefesi tamamıyla dışarı üflemek yoluyla olmalıdır. Böylece, nefesi tamamen boşaltıyoruz ve kanı temizlemiş olur.

Pierre Loti Kahvesi

Pierre Loti, İstanbul'a ilk kez 1876 yılında bir Fransız gemisiyle, görevli subay olarak geldi. Loti, Osmanlı yaşam biçiminden etkilendi ve pek çok eserinde bu etkiyi gösterdi. Aziyadé adlı romanına adını veren kadınla burda tanıştı. İstanbul'da bulunduğu zamanlarda Eyüp'te yaşadı. İstanbul'a hayran olan Pierre Loti, kendisini her zaman Türk dostu olarak nitelendirdi.

Balkan Savaşları'da, I. Dünya Savaşı'nda ve sonrasında Anadolu işgalinde Avrupa'ya karşı hep Türkler'i savundu. Millî Mücadele döneminde Anadolu'daki direnişe destek vermesi ve kendi ülkesi olan işgalci Fransa'yı ağır bir dille eleştirmesiyle Loti, Türk halkının da sempatisini kazandı.

Pierre Loti, kahveye ve İstanbul'a olan sevgisinden dolayı kahvehanelere sürekli gitmiştir. En sevdiği semt olan Eyüp'teki bir kahvehane bugün onun adıyla anılıyor: Pierre Loti Kahvesi.

17. yy. ve sonrasında Türk kahvesi tutkunu olan diğer ünlü isimler arasında Madame de Pompadour, Victor Hugo, Dumas, Molière, André Gide ve Honoré de Balzac bulunuyor. Hatta Balzac'ın günde içtiği 50 fincan kahve yüzünden öldüğü ileri sürülmektedir!

Türk kahvesi

Kahvenın kökeni olarak Habeşistan olarak gösterilmektedir. Zamanla kahve oradan Yemen'e geçmiş ve sonra da tüm Orta Doğu'ya yayılmıştır.


Osmanlılarda kahve
Kahvenin Osmanlı İmparatorluğu'na gelişi konusunda iki hikaye vardır. Birincisine göre, 1554 yılında Suriyeli iki girişimci tarafından (Halepli Hukm ile Şamlı Şems) İstanbul'a getirilmiştir.

Diğer hikayeye göre ise 1517 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın Yemen Valisi olan Özdemir Paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul'a getirmiştir. Yemen Valisi Özdemir Paşa, böylelikle Yemen'den getirdiği kahveyi saraya taşıyor. Türk kahvesini, sarayın görkemli salonlarında, 40 kişilik kadrolu kahveci ustaları tarafından özenle Sultan'a servis ediliyor. Harem'de cariyelere doğru kahve pişirme dersleri başlıyor.

Hangi hikaye gerçek olursa olsun, doğru olan nokta kahvenin ve kahve kültürünün hızla Türkler arasında yayıldığı. İlk olarak Tahtakale'de açılan ve tüm şehre hızla yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanıştı. Günün her saati kitap ve güzel yazıların okunduğu, satranç ve tavlanın oynandığı, şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.

Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu.

Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk kahvesi adını aldı.

Osmanlılardan Avrupa'ya
Türk kahvesine olan ilgi Osmanlı toprakları ile sınırlı kalmadı... 1615'te Venedikli ve 1650'de Marsilyalı tacirler de Türk Kahvesini dünyaya yayıyorlar. İtalyan gezgin Pietro della Valle tattığı ve hayran kaldığı içecekle ilgili değişik bilgileri arkadaşlarına anlatıyor. Ancak, bu tarihlerde kahve yaygın bir şekilde Avrupa'da tüketilmeye başlanmıyor. Zira bir yandan din, diğer yandan tıp adamları bu gizemli içecek hakkında hiç de olumlu yorumlar da bulunmuyor!

Türk kahvesinin Avrupa'da tanınmasını sağlayan bir diğer olay ise diplomatik bir girişim. 1669'da Osmanlı Sefiri Hoşsohbet Nüktedan Süleyman Ağa, Osmanlı İmparatorluğu ile Fransa Krallığı arasındaki ilişkiler için Paris'e gönderiliyor. Süleyman Ağa'nın XIV. Louis'yi ziyareti pek güzel geçmese de Süleyman Ağa'nın Paris'te 20 kişilik maiyeti ile kaldığı sırada Türk kahvesini Paris sosyetesine ikram ediliyor. Ağa Paris'ten ayrılırken, kahvecisi Paris'te kalır ve bir kahvehane açar...

Fakat, Türk kahvesini Avrupa'ya esas kök salışının gerisinde bir savaş var... Avusturyalılar 1683'te Osmanlı Ordusu'nun Viyana Kuşatması sayesinde tanışıyor kahveyle. Viyana kapılarından geri çekilen Osmanlı Ordusu yaklaşık 250 kg kahveyi orada bırakıyor. Aslında, bu kahve çuvalları neredeyse Viyanalı askerler tarafından deve yemi sanıldıkları için Tuna'ya dökülecekti. Ancak, Türk kültürünü yakından tanıyan bir Avusturya ajanı olan George Kolschitzki, bu kahvelerle Viyana'da bir kahvehane açar...

Böylelikle, Türk kahvesi kültürü yavaş yavaş tüm Batı ülkelerine yayılmaya başlar...

Her ne kadar günümüzde "Yunan Kahvesi", "Ermeni Kahvesi" gibi taklit isimler altında başka ülkeler tarafından sahip çıkılmaya çalışılsa da Türk kahvesi, kendine has özellikleri ile yurdumuzda yaratılan ve buradan tüm dünyaya yayılan nostaljik bir tad olarak dünyadaki yerini almıştır...


The Benefits of Pilates

A refreshing mind-body workout

Pilates gets your mind in tune with your body. By emphasizing proper breathing, correct spinal and pelvic alignment, and complete concentration on smooth, flowing movement, you become acutely aware of how your body feels, where it is in space, and how to control its movement. The quality of movement is valued over quantity of repetitions. Proper breathing is essential, and helps you execute movements with maximum power and efficiency. Last but not least, learning to breathe properly can reduce stress.

Build strength without "bulking up" - gain long, lean muscles and flexibility

Conventional workouts tend to build short, bulky muscles - the type most prone to injury. Pilates elongates and strengthens, improving muscle elasticity and joint mobility. A body with balanced strength and flexibility is less likely to be injured.

Develop a strong core - flat abdominals and a strong back

Building on the principles of Joseph Pilates, Pilates exercises develop a strong "core," or center of the body. The core consists of the deep abdominal muscles along with the muscles closest to the spine. Control of the core is achieved by integrating the trunk, pelvis and shoulder girdle.

Create an evenly conditioned body and prevent sports injuries

In conventional workouts, weak muscles tend to get weaker and strong muscles tend to get stronger. The result is muscular imbalance - a primary cause of injury and chronic back pain. Pilates conditions the whole body, even the ankles and feet. No muscle group is over trained or under trained. Your entire musculature is evenly balanced and conditioned, helping you enjoy daily activities and sports with greater ease and less chance of injury.

Learn efficient patterns of motion

Pilates exercises train several muscle groups at once in smooth, continuous movements. By developing proper technique, you can actually re-train your body to move in safer, more efficient patterns of motion - invaluable for injury recovery, sports performance, good posture and optimal health.

Be confident and safe

No other exercise system is so gentle to your body while giving it a challenging workout. Many of the exercises are performed in reclining or sitting positions, and most are low impact and partially weight bearing. Pilates is so safe, it is used in physical therapy facilities to rehabilitate injuries.

And be challenged

Pilates is also an extremely flexible exercise system. Modifications to the exercises allow for a range of difficulty ranging from beginning to advanced. Get the workout that best suits you now, and increase the intensity as your body conditioning improves.

Nemo33 - dünyanın en derin havuzu !



Nemo 33, 33 metre derinlikte dünyanın en derin havuzu. Belçika'da bulunan bu havuzun 5-10-33 mt olmak üzere 3 ayrı derinliği ve iç kısımlarda aralardan geçişleri bulunuyor. Havuzun kapasitesi tam olarak 2.5 milyon litre!
Havuzda dalış yapacakların kendi malzemelerini kullanmaları yasak, sadece orada verilen malzemelerle dalış yapabilirsiniz, ayrıca neopren de giyilmiyor, sadece mayoyla dalıyorsunuz ama zaten sıcaklık da her zaman aynı seviyede tutuluyor ayrıca dalış kıyafetine ihtihaç olmuyor.

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

What is Pilates?


What is Pilates? An innovative system of mind-body exercise evolved from the principles of Joseph Pilates.

Pilates dramatically transforms the way your body looks, feels and performs. It builds strength without excess bulk, creating a sleek, toned body with slender thighs and a flat abdomen.

It teaches body awareness, good posture and easy, graceful movement. Pilates improves flexibility, agility and economy of motion. It can even help alleviate back pain.

Professional dancers have known the benefits of Pilates for decades. Top athletes use it for strength, flexibility, and injury prevention. Hollywood celebrities and supermodels use it to maintain beautiful physiques.

A miracle? Not really. Developed from the rehabilitation techniques of Joseph Pilates, Pilates is a safe, sensible exercise system using a floor mat or equipment, that will help you look and feel your very best. No matter what your age or condition, it will work for you.


Scuba 101

Scuba diving is swimming underwater using SCUBA - Self Contained Underwater Breathing Apparatus. Using a cylinder of compressed gas to breathe (usually air, but sometimes other gases), scuba divers can stay underwater much longer than would be possible by just holding their breath - for hours or even days!

With the assistance of equipment such as scuba masks, breathing regulators, buoyancy devices, fins, and gauges scuba divers can explore the underwater world. Modern scuba diving is very safe and easy to learn. All basic skills can be learned in as little as three days.

Scuba diving is a sport that is practiced recreationally all around the world and can even be a profession. There are many diving jobs such as recreational divemaster and instructor, commercial diver, police diver, scientific diver, and military diver.

Takip Edin...

Yazar Kafe

İletişim: dahabaskablog@gmail.com

Takip Ettiklerim