Faruk Malhan'dan yeni fincan takımları

Faruk Malhan'ın yeni çıkan Sufi serisine bayıldım. Türk kahvesi, espresso, çay fincanları, sütlük, şekerlik ve ayrıca kupalar çok zarif...





Sufi Faruk Malhan,2010 Suretlerde gezinti. Saf olana arzu. Aşka yolculuk. Sonsuzluk duygusu, Sufizm... 13. yüzyıla kadar etkinliğini Anadolu topraklarında sürdüren Sufizmin izleri hiç silinmeyecektir. Sufizm sadeliğe ve saflığa adanmışlıktır. Koleksiyon, Faruk Malhan tasarımı Sufi serisini, anonimde tasarlanmış kap, kacak, çamçak maşrapa kültürümüze bir renk olarak sunuyor. Sufi kaplar serisi, sohbetlerde, kutlamalarda, keyif anlarında, yaşamda mirasımıza ait değerleri selamlıyor.

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Kapadokya Gezisi (2.Gün)

Kapadokya gezisi kısa sürdü ama yazıyı tek post'a sığdıramadım... şimdi kaldığım yerden devam ediyorum. (Kapadokya gezisinin ilk günü ile ilgili detayları buradan bulabilirsiniz.)

7. durak Ürgüp. İlk gün akşamı yorgun argın otele ulaşıp, Ürgüp gezisini bir sonraki güne bıraktık. Bölgedeki en iyi oteller burada, dolayısıyla restoran ve bar seçenekleri daha fazla. Biz çok yorgun olduğumuzdan gece hayatını pek göremedik. Sabah ilk iş Ürgüp sokaklarında tura çıktık.

Bu arada Asmalı Konak'ı da gezmeyi ihmal etmedik. Bilmiyorum belki 10 sene olmuştur dizi oynayalı ama demek hala (benim gibi) insanlar hatırlıyor, ve konağı görmek istiyorlar. 2TL'ye gezebiliyorsunuz, kapıda da Ürgüp'lü teyzeler size 'Dicle' sürmesi sürmek için yarışıyorlar:)
Ürgüp'ten ayrılmadan Turasan'a uğrayıp şaraplarından almayı ihmal etmiyoruz...


8. durak Kaymaklı. İlk gün peri bacalarını gezip, yeraltı şehirlerini ikinci gğne bıraktık. Çok fazla sayıda yeraltı şehri var ama en büyükleri Kaymaklı ve Derinkuyu. Yeraltı şehirlerinin yapımına milattan önce Hitit ve Frig uygarlığı döneminde başlandığı ve onuncu yüzyıla kadar kullanılmaya devam etmiş.Normalde 8 katlı ve 5000 kişinin yaşayabileceği büyüklükte olan Kaymaklı Yeraltı Şehri'nin 4 katı geziye açık. Geziye açık en derin noktası yerin 20 metre altında. Binlerce yıl önce buraları nasıl kazmışlar ve nasıl yaşamışlar insan hayal edemiyor. Burayı gezerken bir ara kötü olduğumu itiraf etmeliyim, çok kalabalıktı, daracık tünellerde sıkışma ihtimali aklıma gelince gerçekten kötü oldum.
9. durak Derinkuyu. Derinkuyu, Kaymaklı'ya göre çok daha büyük ve gezmesi çok daha rahat, üstelik merkeze daha uzak olduğu için tur şirketleri turistleri buraya getirmeyi çok tercih etmiyor, dolayısıyla rahat rahat gezebiliyorsunuz. 2.5 kilometrekare alana sahip, 18-20 katlı ve 100 metreden fazla derinlikte, 52 havalandırma bacası olan, tünellerle bağlı yüzlerce odası bulunan ve 20.000 kişinin yaşayabileceği devasa bir mega yeraltı şehri, ama sadece %10'u geziye açık.

10. (son) durak Ihlara Vadisi. İşte gezinin en son ve en güzel noktası. Vadiye doğru arabayla giderken nerede olacağını kestiremedik, çünkü heryer alabildiğine çorak uçsuz bucaksız düzlüktü ne zamanki Ihlara sınırına girip dev kanyonu görene kadar. Çok büyüleyiciydi... Vadinin uzunluğu 14 km, yani aslında 1 gün burada geçirilebilir. Biz sadece akşam dönüş yolunda uğradığımız için fazla kalamadık, artık bi dahaki sefere diyorum...


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Kapadokya Gezisi (1.Gün)

Tatile gitmeden önce mutlaka gideceğim yeri araştırırım, nereleri gezilir, neyi görmek lazım, nerde yemek yemeli vs... ki işimi şansa bırakmayayım, ordan döndükten sonra da aaa burayı da görmemişim diye üzülmeyeyim diye...

Geçtiğimiz haftasonu da Kapadokya'ya gittik. İlk defa gideceğim için ben yine önceden hazırlandım, ama bir de okuldan kalma alışkanlık herşeyi son akşam yaptığımdan bunu da son akşam yapmak durumunda kaldım. Sabah erkenden yola çıkıcaz, ben akşam oturmuş kendime harita yapıp rota belirliyorum:) O akşam benimle dalga geçildi ama sonra benim haritam çok işe yaradı tabiki:)

Kapadokya sınırlarına girip de doğal güzelliğinden, tarihinden, kültüründen etkilenmemek mümkün değil. Burada görüp gezecek çok yer var ama bizim tatiller kısıtlı olduğundan cumartesi-pazar'a sığdırmaya çalıştık. 2 gün yeter diyemeyeceğim çünkü çok yorucu oluyor ve de herşeyi görmeye yetmiyor tabiki, ama bizim gibi 2 güne sığdırmak zorunda olanlar için bizim rotayı önerebilirim.
1. durak Hacıbektaş. Yolumuzun üstündeyken Hacı Bektaş Veli müzesini ve türbesini görmeden geçmeyelim dedik.
2. durak Uçhisar. Burası bölgenin en yüksek yeri, dev bir peri bacası olan kalesi gezilmesi gereken noktası. Kalenin tepesinden bakıldığında güzel havalarda Erciyes dağını görebilirsiniz..

3. durak Göreme. Buradaki açıkhava müzesine giriş ücretli (diğer birçok yer gibi) bu yüzden müze kartı almanızı tavsiye ederim. 20 TL ye alacağınız müze kartıyla heryere girebilirsiniz, ayrıca 1 sene geçerli, 1 sene içinde kültür bakanlığına bağlı bütün müzelerde kullanabilirsiniz.
Yaşam 3.yy'ın sonlarında başlamış burada, savaşlardan kaçıp gizlenmek isteyenler buraya gelmiş. Burada kayaların içine oyulmuş irili ufaklı bir sürü kilise, manastır, şapel mevcut, bir nevi ilahiyat okulu. Bugün hala ortodokslar tarafından kutsal yer olarak kabul ediliyormuş.

Göremede ayrıca deve turu da yapabilirsiniz, yok üstüne binmem derseniz resim çektirebilirsiniz ama parasız resim çektirmiyorlar, hatta bu konuda çok hassaslar ama eşek ile ilgili bir ibare yoktu:)

4. durak Paşabağları. Burada başlangıç aşamasındajş iki ya da üç başlık taşıyan birleşik şekildeki peri bacalarından oluşumunu tamamlanmış olana kadar farklı peribacaları görebilirsiniz...
5. durak Zelve. Burası peri bacalarının en yoğun olduğu bölge, ve en son yerleşimin olduğu yerlerden biri, gezerken açıkçası en çok beni etkileyen yerlerden biri burası.
6. durak Avanos. Kızılırmak kenarına kurulmuş, dolayısıyla yörenin en yeşil bölgesi. Akşam üstü Kızılırmak üstünden güneşin batışını görmek harika. Ayrıca seramik atölyeleriyle ünlü. Bize "Fırça" atöylesine gitmemiz tavsiye edildi, gittik bir de girişte birkaç çanak çömlek başka birşey yok. Meğersem atölye yeraltındaymış, yaklaşık 4000 m2'lik alanı varmış. İçeri girip etkilenmemek mümkün değil. İlk girişteki odalarda çalışan ustaları görebilirsiniz, daha sonra başka bir atölyeye götürüp orada yapılışını gösteriyorlar ve isterseniz siz de deneyebiliyorsunuz, daha sonra da mağazadan alışveriş yapabiliyorsunuz.
Bundan sonra da Ürgüp'e otelimize gidiyoruz. Devamını bir sonraki yazıda anlatayım, koca kapadokyayı 2 günde gezdik ama yazmaya gelince buraya sığdıramadım hepsini:)

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Heryerde Sonbahar

Sonbahar geldi ya şimdi heryerde dökülen yapraklar, balkabağı temalı ürünler var. (bizde cadılar bayramı kutlanmaz ama en çok sevdiğim de bu balkabakları!) Starbucks'ın çıkardığı yeni kahve kupalarına bayıldım, kupa olarak kullanmasam bile mutfağımda süs olarak duruyor şu anda:)



Bunun üstüne de ilham alınacak sonbahar temalı sofra resimleri koyayım dedim:)




(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

İkea 2011 - Yeni Ürünler

İkea kataloğunuz geldi mi?:) Genelde hep aynı ürünleri çıkartıyorlar, belki farklı renkler ekleyerek, bu sezon da öyle olmuş sanırım ama gözüme çarpan birkaç yeni ürünü var:

Tobias şeffaf sandalye(159 TL)


Hemnes cam kapaklı dolap (628 TL) - gri/kahve renk tonunu özellikle beğendim...



Masif beyaz şamdanlar ve çerçeveler (özellikle kırmızı zeminde çok güzel durmuş)


Ve son olarak bu sezonun yeni ürünü değil belki ama fikir olarak hoşuma gitti, çerçeve rafı. Resimleri asmak yerine, rafa yerleştiriyosunuz, sıkıldıkça değiştirmesi daha kolay.

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Yatakta Kahvaltı (Keyfi?)

Bu aralar Zara Home'a takıldım demiştim ya, kataloga bakarken kahvaltı 'sofraları' dikkatimi çekti, resimler tabili çok güzel görünüyor, tepsiler, tabak takımları, örtüler... ama yine de şu yatakta kahvaltı fikrine çok sıcak bakamıyorum, kahvaltının hazırlanıp önünüze gelmesi güzel de sabah uyanır uyanmaz, hem de yatakta yemek? çok mu başak oldum ne...:)





(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Renklerle Dekorasyon

Alışılmışın dışındaki renk tonları uyumlu kullanıldığında odaların havası tamamen değişiyor. Örneğin turkuaz, beyaz ve siyahın uyumu:




Mor, yeşil ve bej:



Bej, siyah ve pembe:



kaynak: http://thelennoxx.com/

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Zara Home

Bu aralar Zara Home'da ne görsem almak istiyorum (bir de Oysho'da), çok tehlikeli! Yeni sezonundaki siyah ağırlıklı gruba takılmış durumdayım...






(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Aloe Vera Yetiştiriyorum...


Evdeki son saksı bitkisi Aloe Vera. Daha önce domates, biber, maydanoz, fesleğen vs. yetiştirmeye kalktım, kısmen başarılı olsa da hiçbiri kalıcı olamadı ne yazıkki. Bakalım bu nasıl olacak...
Bu yaz Karaburun'a gittiğimizde herkesin bahçesinde Aloe Vera vardı. Kaktüse benziyor ama zambakgiller familyasındanmış. Ve tabiki mucize bitki olarak biliniyor. Genelde deri hastalıkları, yanıklar, alerji, egzama vs. iyi geldiği söyleniyor. Biz de bu yaz şahsen deneyip güneş alerjisi üstündeki hızlı etkisini görünce bir saksı da eve getirmeye karar verdik.

Çok fazla güneş görmeyen, ve sıcaklığı 18 dereceden az olmayacak bir yerde tutulabilir, ve birka. günde bir sulamak yeterli oluyor. Şu anda yerinden memnun görünüyor, hatta yanından küçükleri de çıkmaya başladı.

Aşağıda özet olarak faydalarını bulabilirsiniz, neredeyse iyi gelmediği birşey yok galiba:

Anavatanı Afrika olan aloe vera, 'ölümsüzlük bitkisi' ve 'ilaç bitkisi' isimleriyle de tanınıyor.

M.Ö 1500 yıllarında Eski Mısır'da yanık tedavisinin yanı sıra, enfeksiyon ve parazit tedavisinde de kullanılan bitkinin, ünlü Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın güzellik sırlarından biri olduğu, cildini taze tutmak için aloe vera ile masaj yaptırdığı biliniyor. Ayrıca, Afrikalı avcıların terlemeyi ve vücut kokusunu gidermek için aloe verayı ciltlerine sürdüğü belirtiliyor.

Bitkinin yüzde 96'sı sudan oluşan yapraklarında ayrıca temel yağlar, amino asitler, mineraller, vitaminler, enzimler, glikoproteinler (glicoproteins), rezin ve antrasen veya antrakinon türevleri yer alıyor. Sindirim sistemi, epitel doku, solunum yolları ve bağışıklık sistemi üzerinde düzenli kullanım ile mucizeler yaratan bitkinin yapısında aspirinin ana maddesi olan salisilik asid de bulunuyor.

Yapılan araştırmalar aloe veranın cildi nemlendirdiğini, güneş yanığı ve cilt kızarıklıklarına iyi geldiğini, cildin esnekliğini ve tazeliğini korumaya, akne ve ekzemayı kontrol altına almaya da yardımcı olduğunu gösteriyor. Aloe vera ayrıca, böcek veya sinek ısırıklarından veya alerjiden kaynaklanan kaşıntıya da iyi geliyor.

Kaynak: http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=131930

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Girlz Night In

Sonbahar geldi sonunda, hava da bunu hatırlatmak istercesine bir anda soğudu. Ama kışa da daha var... Ben yine de şimdiden karınca misali kışa hazırlık yapıp stok tutmaya başladım:) Stok dediğim de son keşiflerim hazır kokteyler, Bacardi'nin Mojito'su ve Smirnoff'un Cosmopolitan'ı!... Kokteylin icinde ne vardı, ölçüsü neydi vs uğraşmaya gerek yok, artık önümüzdeki soğuk kış günlerinde dışarı çıkmıyoruz, içkiler evde:)



(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Takip Edin...

Yazar Kafe

İletişim: dahabaskablog@gmail.com

Takip Ettiklerim