Sofraları süslemek için güzel fikirlerden biri daha... İçine minik çiçekler yerleştirilmiş yumurta kapları... Bahçe ya da balkonda yapılacak kahvaltı keyfinde çok güzel gider.
Yumurta Kaplarında Çiçekler
Posted by
jewel
|
3 Haziran 2010 Perşembe
|
Labels:
Dekorasyon,
Günün Dekorasyon Fikri
|
0
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Muffin Kalıbından Mumluk
Posted by
jewel
|
|
Labels:
Dekorasyon,
Günün Dekorasyon Fikri
|
3
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Kendinizin yapabileceği, muffin kalıbındaki yapraklarla süslenmiş mumluk çok basit ve şık...
İkea Bahçe Mobilyaları
Posted by
jewel
|
|
Labels:
Dekorasyon,
Evlerde Yaz Havası
|
0
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Lale
Posted by
jewel
|
|
Labels:
Evdeki Bahçe
|
0
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Günümüzde dünyanın en fazla lale üretilen ülkesi - hatta tekeli - Hollanda olsa da, aslında anavatanı Orta Asya'dır. 16'ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından Hollanda Kralı'na gönderilen laleler, ilk başta Hollandalılar'ı ve kısa zaman içerisinde tüm Avrupalılar'ı hayranlık içinde bırakmışlardır. Günümüde artık Hollanda lalenin üretimi ve ticaretinde 1.sırada.
Yakın zamanda Hollanda'ya giden sevgili arkadaşımın, binlerce çeşidi ve rengi olan lalelerden getireceğini umarak:) nasıl dikileceği ve bakımı konusunda araştırma yaptım, umarım boşa değildir:))
Ne zaman dikilmeli?
Çiçek soğanları ilkbaharda çiçeklenen güz soğanları ve yazın çiçeklenen yaz soğanları olarak ikiye ayrılırlar. Güz soğanları yaşadığımız yerin iklim koşullarına bağlı olarak dikim zamanlarında farklılık gösterebilir.
Soğuk iklime sahip yerlerde Eylül ile Kasım ayları arasında, ılıman iklime sahip olan yerlerde Ekim ile Ocak ayları arasında dikilebilirler. İlk dondan sonra toprağın rahatlıkla işlenebilir olması dikim için idealdir. Yaz soğanları ise Mart -Haziran ayları arasında dikilebilir. İklim soğuk ise yaza doğru, sıcak ise Mart ayından itibaren dikilebilirler.
Toprak yapısı nasıl olmalı?
Toprağın iyi drene olması dikkat edilmesi gereken en önemli noktadır. Unutmamak gerekir ki ne dikerseniz dikin toprağın iyi işlenmiş olması her zaman çok önemlidir. Bu sadece dikimi kolaylaştırmakla kalmaz aynı zamanda soğanların yeni köklerinin iyi bir başlangıç yapmalarına da yardımcı olur.
Drenajın sağlanmış olması şartıyla soğanları saksılara da dikebilirsiniz. Tüm toprak türleri çiçek soğanları için uygundur. Ancak çiçeklerin bol ve canlı olması ve çürümeden birkaç yıl kullanılması isteniyorsa, besin değeri yüksek, fiziksel özellikleri ideal olan hazır torflarla karıştırılmış ortamda yetiştirilmelidir.
Soğanların dikim derinliği:
Soğanların dikim derinlikleriyle ilgili genel kural, soğanın boyunun iki katı derinliğe dikilmeleri gerektiğidir. Daha açıklayıcı olmak gerekirse, örneğin soğanın çapı 16 cm ise soğanı yaklaşık 30 cm derinliğe, çapı 5 cm ise yaklaşık 10 cm derinliğe dikmeniz önerilmektedir. Dikim derinlikleri soğan paketleri üzerinde ayrıca belirtilmektedir.
Dikim aralıkları ne kadar olmalı?
Küçük canlı çiçek soğanları birbirlerine oldukça yakın yaklaşık 10ar cm aralıklarla daha büyük canlı soğanlar ise yaklaşık 12-13 cm aralıklarla dikilebilirler. Çok daha belirgin bir renk cümbüşü yaratmak istenilirse soğanları daha yakın, hatta birbirlerine neredeyse değecek kadar yakında dikebilirsiniz.
Yakın zamanda Hollanda'ya giden sevgili arkadaşımın, binlerce çeşidi ve rengi olan lalelerden getireceğini umarak:) nasıl dikileceği ve bakımı konusunda araştırma yaptım, umarım boşa değildir:))
Ne zaman dikilmeli?
Çiçek soğanları ilkbaharda çiçeklenen güz soğanları ve yazın çiçeklenen yaz soğanları olarak ikiye ayrılırlar. Güz soğanları yaşadığımız yerin iklim koşullarına bağlı olarak dikim zamanlarında farklılık gösterebilir.
Soğuk iklime sahip yerlerde Eylül ile Kasım ayları arasında, ılıman iklime sahip olan yerlerde Ekim ile Ocak ayları arasında dikilebilirler. İlk dondan sonra toprağın rahatlıkla işlenebilir olması dikim için idealdir. Yaz soğanları ise Mart -Haziran ayları arasında dikilebilir. İklim soğuk ise yaza doğru, sıcak ise Mart ayından itibaren dikilebilirler.
Toprak yapısı nasıl olmalı?
Toprağın iyi drene olması dikkat edilmesi gereken en önemli noktadır. Unutmamak gerekir ki ne dikerseniz dikin toprağın iyi işlenmiş olması her zaman çok önemlidir. Bu sadece dikimi kolaylaştırmakla kalmaz aynı zamanda soğanların yeni köklerinin iyi bir başlangıç yapmalarına da yardımcı olur.
Drenajın sağlanmış olması şartıyla soğanları saksılara da dikebilirsiniz. Tüm toprak türleri çiçek soğanları için uygundur. Ancak çiçeklerin bol ve canlı olması ve çürümeden birkaç yıl kullanılması isteniyorsa, besin değeri yüksek, fiziksel özellikleri ideal olan hazır torflarla karıştırılmış ortamda yetiştirilmelidir.
Soğanların dikim derinliği:
Soğanların dikim derinlikleriyle ilgili genel kural, soğanın boyunun iki katı derinliğe dikilmeleri gerektiğidir. Daha açıklayıcı olmak gerekirse, örneğin soğanın çapı 16 cm ise soğanı yaklaşık 30 cm derinliğe, çapı 5 cm ise yaklaşık 10 cm derinliğe dikmeniz önerilmektedir. Dikim derinlikleri soğan paketleri üzerinde ayrıca belirtilmektedir.
Dikim aralıkları ne kadar olmalı?
Küçük canlı çiçek soğanları birbirlerine oldukça yakın yaklaşık 10ar cm aralıklarla daha büyük canlı soğanlar ise yaklaşık 12-13 cm aralıklarla dikilebilirler. Çok daha belirgin bir renk cümbüşü yaratmak istenilirse soğanları daha yakın, hatta birbirlerine neredeyse değecek kadar yakında dikebilirsiniz.
(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/
Yuvarlak Masa
Posted by
jewel
|
5 Mayıs 2010 Çarşamba
|
Labels:
Dekorasyon
|
3
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Yemek masası alırken, hep diktörtgen ya da kare masalara yoğunlaşmıştım. Zaten yuvarlar masa da çok az yapılıyor, genelde mutfak için küçük masalar ya da dış mekan için yine küçük masalar var piyasada. Ama şimdilerde yuvarlak masanın daha kullanışlı ve daha samimi olduğunu düşünüyorum, belki sadece bu resimdekiler güzel göründüğü içindir...
Muhteşem Yelkenliker İstanbul'da
Posted by
jewel
|
2 Mayıs 2010 Pazar
|
Labels:
İstanbul
|
0
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’un denizleri 27–30 Mayıs tarihleri arasında muhteşem yelkenlileri ağırlayacak.
İngilizlerin ‘Tall Ships’ adını verdikleri, dilimize ‘Boylu Soylu Yelkenliler’ şeklinde çevrilen denizlerin bu güzel ve asil kuğuları, uzak denizleri aşıp Boğaz’ın serin sularına demir atacak. ‘Sail Training International’ organizatörlüğü, Yunanistan ve Bulgaristan’ın katkıları ile Türkiye’den Deniz Ticaret Odası’nın öncülüğü ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın ortak çalışma ve katkılarıyla gerçekleşme fırsatı bulan etkinlik, aslında sıradan bir yarışma olmanın çok ötesinde.
Boylu Soylu Yelkenliler, dünya denizlerini aşarak 9–12 Mayıs’ta Volos (Yunanistan), 21-24 Mayıs’ta Varna (Bulgaristan), 27 -30 Mayıs’ta İstanbul ve 4-7 Haziran’da Lavrion (Pire) limanlarında olacaklar.
Yarışma günleri boyunca Boğaz turları, kano, kürek gibi deniz yarışları da düzenlenecek. Etkinliklerle, katılımcıların ve izleyicilerin deniz sporlarına ilgisinin ve farkındalık düzeyinin arttırılması arzulanıyor. Öte yandan görsel bir şölen niteliğindeki Boylu Soylu Yelkenliler Yarışı’nda yarışmacılar (Historical Seas Tall Ships Regatta ) büyük dalgalar, güçlü akıntılar ve kuvvetli rüzgârların yanı sıra birbirleriyle de mücadele etmek durumundalar. Mücadelede başarıyı yakalamak tam bir takım çalışmasına ve birbirlerine kenetlenmiş, uyumlu bir ekip oluşturmaya bağlı.Yelkenlilerin İstanbul’da olduğu dört gün, tam bir şenlik havası içinde kutlanacak.
İngilizlerin ‘Tall Ships’ adını verdikleri, dilimize ‘Boylu Soylu Yelkenliler’ şeklinde çevrilen denizlerin bu güzel ve asil kuğuları, uzak denizleri aşıp Boğaz’ın serin sularına demir atacak. ‘Sail Training International’ organizatörlüğü, Yunanistan ve Bulgaristan’ın katkıları ile Türkiye’den Deniz Ticaret Odası’nın öncülüğü ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın ortak çalışma ve katkılarıyla gerçekleşme fırsatı bulan etkinlik, aslında sıradan bir yarışma olmanın çok ötesinde.
Boylu Soylu Yelkenliler, dünya denizlerini aşarak 9–12 Mayıs’ta Volos (Yunanistan), 21-24 Mayıs’ta Varna (Bulgaristan), 27 -30 Mayıs’ta İstanbul ve 4-7 Haziran’da Lavrion (Pire) limanlarında olacaklar.
Yarışma günleri boyunca Boğaz turları, kano, kürek gibi deniz yarışları da düzenlenecek. Etkinliklerle, katılımcıların ve izleyicilerin deniz sporlarına ilgisinin ve farkındalık düzeyinin arttırılması arzulanıyor. Öte yandan görsel bir şölen niteliğindeki Boylu Soylu Yelkenliler Yarışı’nda yarışmacılar (Historical Seas Tall Ships Regatta ) büyük dalgalar, güçlü akıntılar ve kuvvetli rüzgârların yanı sıra birbirleriyle de mücadele etmek durumundalar. Mücadelede başarıyı yakalamak tam bir takım çalışmasına ve birbirlerine kenetlenmiş, uyumlu bir ekip oluşturmaya bağlı.Yelkenlilerin İstanbul’da olduğu dört gün, tam bir şenlik havası içinde kutlanacak.
Paris'e Gitmeden Önce...
Posted by
jewel
|
1 Mayıs 2010 Cumartesi
|
Labels:
Gezi / Travel,
Paris
|
1 comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Paris tatili öncesi hazılık yapıyorum, 3 günde ne kadarını gezebilirim ne kadar yer görebilirim bilmiyorum ama zaman az olduğu için önceden çalışıp gitmekte fayda var. Elele dergisi yapılması gerekenleri özetlemiş. Başka önerisi olan ??
YAPMANIZ GEREKEN 10 ŞEY
GÖRMENİZ GEREKEN 10 YER:
YAPMANIZ GEREKEN 10 ŞEY
- Gün batımında Seine Nehri'nin iki yakasını birbirine bağlayan köprüler altında tekne gezintisiyle Paris'in en eski ve görkemli binalarını seyre dalın.
- Champs-Elysees caddesi üzerindeki Deuville restoranın istiridyesini, Montmartre'daki La Pomponette'un şaraplı uskumrusunu, Paul pastanelerinin tartlarını, Ille St. Louis'de Paris'in en ünlü dondurmacısı Berthillion'un dondurmalarını deneyin, dünyaca ünlü şef Alain Ducasse'nin Montaigne Caddesi'ndeki neo-rococo stili restoranında Parissienne atmosferi içinize çekin.
- Notre-Dame Katedrali'nde tarihe dokunun.
- Hangi mevsim olursa olsun Jardins du Luxembourg parkında dolaşarak bir Parisli gibi kentten kaçışın keyfini çıkarın.
- Aristokratlara ait taş evlerle kaplı bir meydan olan Marais'de dolaşın.
- Bir zamanlar sebze, meyve ve et pazarı olan Les Halles'de alışveriş turuna çıkın, her hafta sonu Port de Clingancourt?ta kurulan bit pazarına ve ünlü modacıların indirimli ürünlerini almak için Giok'a gidin.
- Rue Oberkampf?taki hip cafe'leri, restoranları ve butikleri gezin.
- Seine kıyılarındaki kitapçıları, Latin Quartier'deki gourmet shopları, Pompidou?nun kiş barlarını keşfedin.
- Sacre Coure'e çıkan merdivenlerde soluklanırken manzarayı seyredin.
- Muhteşem kostümleri ve dans gösterisiyle Moulin Rouge şovunu görmeden dönmeyin.
GÖRMENİZ GEREKEN 10 YER:
- Gösterişli mimarisi ve içinde barındırdığı tarihiyle Musee du Louvre'u mutlaka görmelisiniz. Sanat kokan bu şehrin tüm müzeleri hazine gibidir. Musee D'Orsay, Musee D'Orangerie, Rodin Müzesi bunlardan bazıları.
- Paris'i zirveden keşfetmek için Eiffel Kulesi'ne çıkın.
- Centre de Pompidou'nun yerini hiçbir şey tutamaz. Yürüyen merdivenlerle ne kadar yukarı çıkarsanız, şehri o kadar iyi tanırsınız.
- Ağaçları ve doğal ortamıyla Montmartre'ı görün. Burası şehrin en romantik ve en bohem bölümlerinden biridir.
- Dinlenmek ve geçmişi hayal etmek isteyenler için krallıkların yönetildiği Chateau Versailles Fransa'nın ilginç tarihini anlatıyor.
- Parc Andre Citroen'de siyah ve beyaz bahçeler, tematik veya yabani bahçeler, çimenlikler ve cam evler, fıskiyeler ve çeşmeler, basamaklı taş yükseltiler gibi son derece zengin seçenekler var. Kesinlikle çok eğleneceksiniz.
- Louvre yakınlarındaki Le Fumoir adlı kulübün müşteri profili ''genç Avrupa aristokratları ve kahverengi tütün tutkunları'' diye tarif ediliyor.
- Musee des Arts d'Afrique et d'Oceanie'da kabile sanatlarından örnekler ve bir akvaryum bulunuyor.
- Parc Montsouris 16 dönüm arazi üzerine kurulu devasa bir park. İçinde kelebek bahçeleri, oyun ve dinlenme alanları, villalar var.
- Palais Garnier gece dışarı çıkıp bir opera izlemek ve parıltılı bir gece geçirmek için hâlâ rakip tanımıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















