Brion Gestation Chair

Japon firmasi Brion'un anne karnındaki bebeklerden ilham alarak tasarladıkları koltuk oldukça rahat görünüyor, hele ki benim gibi oturmak yerine mümkünse kıvrılıp yatmayı tercih edenlerdenler için ideal... Çok sevdim, tv karşısına bir tane istiyorum...


Pembe domatesler büyüyor...

Haziran başında pembe domates fidanlarını balkondaki saksılara dikmiştim, 2 adet saksım var, ikisi de aynı yerde duruyor ama biri diğerinden biraz daha hızlı büyüyor, bilmiyorum neden... 10 gün önce seyahate gitmeden resimlerini çekip bloguma koymuştum... Döndüğümde yine hayretler içinde kaldım, inanılmaz büyümüşler, birine destek için koyduğum çubuğun iki katı büyüklüğe erişmiş... Şimdiki aşama saksılara toprak eklemek olacak... Bakalım çiçekleri ne zaman çıkacak...


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Egzotik Oteller

Dünyanın dört bir yanındaki tasarım harikası oteller...Olur ya belki birgün yolunuz düşer...

La Concha Resort Hotel, San Juan, Porta Rico:

1958'de inşa edilen otel, 90'ların ortalarına doğru terkedilmiş ve yıkılmak üzere iken yerel mimarların ve tarihçilerin baskısıyla kurtarılmış. Orjinal planına uygun olarak restore edilen otel şimdi Porta Rico'nun en gözde mekanı seçilmiş...


Restoran, Penthouse Terace, Presidential Suite

Posada de Mike Rapu, Paskalya Adası, Şili:
Pasifik Okyanusunun ortasında, dünyanın en ıssız ve en esrarengiz adasında kurulmuş. Paskalya adası, volkanik taştan tek parça olarak yontulmuş dev heykelleriyle (Moai) ünlü, boyları 1 ile 20 m arasında değişen Moailerin en büyüğünün ağırlığı 50 ton.

Posada de Mike Rapu, adanın ilk lüks oteli, yapımı 18 ay sürmüş. Otelin tasarımı yapılırken adanın peyzajına uyumlu olmasına dikkat edilmiş...



Baghvan, Madhya Pradesh, Hindistan:

Pench Ulusal Parkında kurulmuş bir "safari kampı"... 12 klübe ve merkezdeki salon, restoran ve havuzun bulunduğu bir evden oluşuyor.



Es Saadi Gardens and Resort, Marakeş, Fas:
Otel Marakeş'in merkezinde 8 hektarlık alana kurulmuş, otel odalarının yanı sıra 10 adet özel Villa da bulunuyor, her villanın kendi bahçesi ve havuzu var...


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/


Caliente - Latin Festivali, Zürih

Zürihte her yaz gerçekleşen Caliente Latin festivali şehrin en önemli olaylarından biri... Ben de hazır oradayken gitmemek olmaz dedim... İlk başta insan şaşırıyor Zürihte latin festivalinin ne işi var diye ama gittiğinizde hiç beklemediğiniz bir manzarayla karşılaşıyorsunuz... Büyük bir meydan ve onlarca kesişen sokak düşünün, tıklım tıklım insan dolu ve herkes dans ediyor eğleniyor, her köşe başı yiyecek ve caipirinha barlarıyla dolu.. Bu arada festival 3 gün boyunca sürüyor...




(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

İsviçre Günlüğü...

İş nedeniyle İsviçreye gelme fırsatı buldum... Daha uçaktayken gördüğüm manzaraya hayran kaldım. İsviçreliler dünyanın en mutlu ülkesi sıralamasında 7.lermiş. Neden olmasınlar ki, bir yanda yemyeşil araziler, diğer yanda görkemli Alp dağları, temiz berrak hava.. ve tabi bir de dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmanın da payı var:)



Zürih, ülkenin en büyük şehri, aynı zamanda ekonomik ve kültürel başkenti... Şehrin içinden geçen nehir boyunca arnavut kaldırımlı sokaklarda birçok restoran ve bar mevcut... Özel bir mutfakları yok ama mutlaka peynir fondü denemelisiniz. Erimiş peynirin ağır kokusu bir süre aklınızdan gitmeyecektir ama denemekte fayda var..
.



Zürih ne kadar güzel bir şehir olsa da aslında Avrupa'daki herhangi bir şehirden çok da farklı değil. Çalışmaktan gezmeye vakit kalmadı ama bir daha gidersem aklımda kalan birkaç yer var:

Pilatus dağı, İsviçre'nin merkezinde, 2132 m. yükselikte. Dağa teleferikle çıkılıyor, inişi ise dünyanın en dik trenyoluyla yapabilirsiniz (eğimi %48 !) Kışın sadece teleferikle inmek mümkünmüş...


Thun gölündeki Oberhofen kalesi...


Cenevre: Chateau de Chillon. Cenevre şehri CERN yüksek enerji fiziği laboratuarına, Birleşmiş Milletler'in Avrupa'daki merkezine ve bu kuruluşun birçok alt kuruluşuna ev sahipliği yapmaktadır.

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/


Serap'ın Muffin Tarifleri

Son bir senedir mutfak meraklarım arasında değişik değişik muffin tarifleri toplamak ve denemek var. Sürekli yapmaya başladığım birkaç muffin tarifim oldu bu sayede. Muffin araştırmalarım sırasında kek'in çay ile muffin'in kahve ile yendiğini okumuştum bir yerlerde.
Bence hem çayın yanına hem de kahvenin yanına ikisi de çok yakışıyor.
Her iki tarifte tarafımdan sürekli olarak denenmiş tariflerdir, yalnız ilk tarif marketlerde satılan browni’lerin aynısı hatta mübağlasız daha güzeli oluyor diyebilirim.

DAMLA ÇİKOLATALI KAKAOLU MUFFİNLER

2 yumurta (oda ısısında)
200 gr toz şeker(1 su bardağı)
200 gr. un (1 su bardağı)
6 çorba kaşığı kakao
2 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı vanilya
150 ml. süt (1,5 çay bardağı-oda ısısında)
150 gr. margarin veya tereyağı (eritilmiş) (ben margarin yerine ½ su bardağı ayçiçeği yağı kullanıyorum)
3 çorba kaşığı kadar damla çikolata

Fırınımızı 180 dereceye ayarlayıp önceden ısıtalım. Yumurta ve şekeri şeker iyice eriyinceye kadar çırpalım. İçine süt koyup tekrar çırpalım. Un, kakao, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyelim. En son yağı ekleyip karıştıralım ve kek kağıtlarına paylaştıralım. Her bir muffin'in üzerine azar azar damla çikolata serpiştirelim (fındık kırığı yada ceviz kırığı da inanılmaz güzel görünüyor). Bu tariften 12 kadar muffin çıkıyor. Isınmış fırınımızda pişirelim.

ZENCEFİLLİ MUFFİN

Gerekli malzemeler ;
2 yumurta (oda sıcaklığında bekletilmiş)
3 kahve fincanı tozşeker
1 kahve fincanı sıvı yağı (mümkünse mısır özü)
2 kahve fincanı yoğurt
6 kahve fincanı un
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı zencefil
1 çay kaşığı tarçın
Damla çikolata ve isterseniz kakao

Bu ölçülerde yaklaşık 14 adet muffin çıkıyor. Öncelikle fırınımızı 170 dereceye getirip ısıtmaya başlayalım. Yumurtalarımızı ve şekerimizi mikser ile iyice rengi beyazlaşana kadar mikser ile çırpalım. Yoğurdu ve sıvı yağı ekleyip 1 dakika daha çırpalım. Üzerine un, kabartma tozu,zencefil ve tarçını eleyerek ekleyelim. Hepsini mikser ile homojen bir karışım elde edinceye kadar çırpalım. En son sıcak suda yumuşattığımız kuru üzümlerin suyunu süzüp karışımımıza ekleyelim ve tahta bir kaşıkla karıştıralım. Muffin kalıplarımıza muffin kağıtcıkları yerleştirip karışımımızı eşit miktarda dağıtalım. Artanı saklayıp muffinler piştikten sonra tekrar kalıplara döküp pişirebilirsiniz. Bekletmenin bir sakıncası yoktur. Muffinler yaklaşık 40 dakika üzerileri kızarıp şişene kadar pişmelidir. Piştikten sonra tezgahta 10 dakika soğutup servis tabağına alabiliriz.

SERAP

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Konuk Yazardan: Bez Çanta

Gün geçmiyor ki kullandığımız poşetlerin zararları ile ilgili yeni bir yazı okumayalım, yeni bir mail almayalım, yeni bir haber duymayalım. İçine yiyecek koyduğumuz zaman, kanser tehlikesi ile karşı karşıya kalmamızdan tutun da, plastik poşetlerin geri dönüşümsüz yapılmalarından dolayı, denizlere, doğaya, hayvanlara hatta besin zincirine verdikleri zarar saymak ile, okumak ile bitmiyor.

Ben de bütün çevre dostları gibi kendi adıma ne yapabilirim diye düşünürken, çantamda sürekli olarak bez çanta taşımaya ve plastik poşet kullanımımı en aza indirgemeye karar verdim. Hatta bunları yazarken de aklıma, eskiden pazarlarda kullanılan fileler ve manavlarda bolca tükettiğimiz kesekağıdı geldi. Bundan sonra en azından dönüşümlü olan plastik poşetlerden kullanmaya, pazarlarda satılan siyah poşetleri ise hiç tüketmemeye çalışacağım. Bir de anne olarak özellikle çocuklarımızın bu tür konularda bilinçlendirilmesi gerektiği, çevreye duyarlı insanlar olarak yetiştirilmesi ve onlara sadece bir kişinin bunu yapmasından ne olur ki fikrini aşılamak yerine, bir kişinin tek başına yapabileceklerinin eğer ister ise inanılmaz olacağını öğretmeye çalışmamız gerektiği inancındayım.

Unutmayalım ki ÇEVREYİ KORUMAK BİZİM ELİMİZDE.

SERAP


Takip Edin...

Follow Me on Pinterest

Yazar Kafe

İletişim: dahabaskablog@gmail.com

Takip Ettiklerim