Swissarmius çatal-bıçaklık...
Swissarmius
Posted by
jewel
|
13 Haziran 2009 Cumartesi
|
Labels:
Dekorasyon
|
0
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Rollasole: İngilizlerin parlak icadı!
Posted by
jewel
|
|
Labels:
Daha Baska...
|
1 comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Bayanlar bilirler, gece dışarı çıkarken özene bezene giydiğimiz uzun topuklu ayakkabılarımız, gecenin sonunda saatlerce ayakta durmaktan, ya da dans etmekten işgence haline gelebilir. İngilizler buna bir çözüm getirmişler, Londra ve çevresindeki gece kluplerinde otomatlardan satın alınabilen "Rollasole" denen babetler kurtarıcı görevi görüyor. Şık kutuların içinde katlanmış olarak duran babetleri gecenin sonunda topuklu ayakkabınızla değiştirebilir, ayrıca içinden çıkan aynı renkteki çantaya da kendi ayakkabılarınız koyabilirsiniz. Tabiki henuz bizim buralardaki yok...:)
Banyolar için ilginç fikirler
Posted by
jewel
|
12 Haziran 2009 Cuma
|
Labels:
Dekorasyon
|
1 comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Köpük banyosu yaparken bir yandan kitap okuyup şarabını yudumlamak isteyenler için faydalı bir aparat..:)
İstanbul'da Tango Festivali
Posted by
jewel
|
11 Haziran 2009 Perşembe
|
Labels:
Festival,
Kültür / Sanat,
Yaşam / Lifestyle
|
0
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
İstanbul, tüm dünyadaki tango tutkunlarını ağırlamaya hazırlanıyor. İlki 2004 yılında düzenlenen Uluslararası İstanbul Tango Festivali'nin 6'ıncısı, 1 - 5 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek. Avrupa'nın en önemli festivalleri arasında yer alan ve 39 ayrı ülkeden yaklaşık 400 dansçının katılacağı Festival'e, Mariano "Chicho" Frumboli - Juana Sepulveda, Sebastian Arce - Mariana Montes, Adrian Veredice - Alejandra Hobert, Coline Ruiz - Damian Rosenthal ve Gaaston Torelli - Moria Castellano gibi dünyaca ünlü dansçılar katılacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteklediği, 1001 Direk Sarnıcı’nın mekan desteği sağladığı ve 1 Temmuz 2009, Çarşamba günü tekne turu ile başlayacak 6. Uluslararası İstanbul Tango Festivali'ne, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Turizm Atölyesi ile Arjantin Büyükelçiliği Genel Sekreteri Marcello Applehans'a da destek veriyor. Açılışı izleyen günlerde Fenerbahçe Dalyan Kulüp Havuzbaşı, Adile Sultan Sarayı ve Fındıklı Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Bahçesi'ndeki etkinliklerle sürecek Festival, 5 Temmuz'da 1001 Direk Sarnıcı'nın büyülü atmosferinde gerçekleşecek gösterilerle son bulacak.
Türk müzisyenlerin oluşturduğu İstanbul Academia Project ve Tango Mediterraneo orkestralarının performans sergileyeceği festivalde katılımcılar, dünyaca ünlü tango dansçılarından eğitim alabilecekler.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteklediği, 1001 Direk Sarnıcı’nın mekan desteği sağladığı ve 1 Temmuz 2009, Çarşamba günü tekne turu ile başlayacak 6. Uluslararası İstanbul Tango Festivali'ne, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Turizm Atölyesi ile Arjantin Büyükelçiliği Genel Sekreteri Marcello Applehans'a da destek veriyor. Açılışı izleyen günlerde Fenerbahçe Dalyan Kulüp Havuzbaşı, Adile Sultan Sarayı ve Fındıklı Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Bahçesi'ndeki etkinliklerle sürecek Festival, 5 Temmuz'da 1001 Direk Sarnıcı'nın büyülü atmosferinde gerçekleşecek gösterilerle son bulacak.
Türk müzisyenlerin oluşturduğu İstanbul Academia Project ve Tango Mediterraneo orkestralarının performans sergileyeceği festivalde katılımcılar, dünyaca ünlü tango dansçılarından eğitim alabilecekler.
Nostaljik Tabureler...
Posted by
jewel
|
|
Labels:
Dekorasyon
|
0
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Bu tabureler beni çocukluk anılarıma götürüyor... Kuzenlerimin "turuncu" temalı odalarında vardı bunlardan... Babamlar gezmeye giderken beni onlara bıraktıklarında ben de onların odasında kalırdım... Şimdi Kartell'de biraz daha modern versiyonları satılmakta.. Fırsat bulduğumda ilk iş bir tane almak olacak:)
Hanau, Almanya
Posted by
jewel
|
|
Labels:
Gezi / Travel,
Hanau - Almanya
|
0
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Yılın neredeyse üçte birini burada geçirip de blogumda bahsetmemek olmaz... Hanau, Frankfurt'a 30 km uzaklıkta bir şehir... 16.yy'da kurulmuş ve yıllar içinde Almanlar, İsveçler ve Fransızlar arasında gidip gelmiş... 2. Dünya savaşında oldukça tahrip olmuş. Zaman içinde eski şehir merkezi genişlemiş. Beşgen şeklinde inşa edilen şehrin "yeni" kesimi geniş sokaklar ve birçok meydandan oluşuyor. Bunlardan en dikkat çekeni Hanau pazarının kurulduğu meydan. Her hafta aynı bizdeki pazarlar gibi meyva sebze çiçek vs. satılan büyük bir pazar kuruluyor. Aralık ayında ise meydan, noel şekerlemeleri, hediyelikler ve sıcak şarap satılan "Noel Pazarı"na dönüşüyor...
Hanau aynı zamanda meşhur çocuk masallarının yazarları Grimm Kardeşlerin doğduğu yer olmasıyla da ünlü.
Hanau aynı zamanda meşhur çocuk masallarının yazarları Grimm Kardeşlerin doğduğu yer olmasıyla da ünlü.
Ve Steinheim... Hanau'ya bağlı bir kasaba... Taş kaldırımlı dar sokakları, bütün camlarından çiçek sarkan aynı tip evleri ile eski tarzını korumuş tipik Alman kasabası. Nehir boyunca yürüyüş ve bisiklet parkurunda spor yapan her yaştan insan görebilirsiniz - aslında burası dışında pek kimseye rastladığımı söyleyemeyeceğim. Akşam yemek için çıktığımızda genelde bizden başka kimse olmaz sokaklarda... Bu da yine tipik Alman kasabalarının özelliği, güne erken başlayıp erken bitirirler...
Şeker Tüketimi
Posted by
jewel
|
|
Labels:
Konuk Yazar,
Sağlık
|
0
comments
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta Paylaş
Bu arada Tatlı bir tarif verdim ama geçen gün Zuhal Yalçın’ın Internet sitesinde okuduğum bir yazının küçük bir bölümünü sizler ile paylaşmak istiyorum.
“Prof.Dr. Kenan Demirkol’a "Neden düşmandır şu ünlü üç beyaz?" diye sorduk. O, şekerle başladı.
"ŞEKER TÜKETİMİYLE HASTALIK ARTIŞ EĞRİSİ PARALEL"
DEMİRKOL- Kısmen ya da tümüyle beslenme alışkanlıkları sonucu oluşan kronik, aslında önlenebilir hastalıklar, çok büyük bir toplum sağlığı sorunu haline gelmiştir. ABD'de 20 yaş üstü erişkinlerin yüzde 65'i ya şişman ya daha da ileri aşamada. 64 milyon insanın koroner kalp hastalığı, 11 milyon insanın şeker hastalığı, 37 milyonun kolesterol yüksekliği vardır. Ülkemizde kalp hastalığı sıklığı bu boyuta henüz gelmemiş gözükse bile, şeker hastası sayısının dört milyon olduğu göz önünde bulundurulursa, yakın zamanda vahim bir tablo ile karşı karşıya kalacağımız açıktır.
Ne zaman ki şeker pancarından şeker üretilmesi Avrupa'da ortaya çıktı, soğuk iklimlerde de şekere dönüşebilecek bir besin maddesi keşfedildi, toplumların şeker tüketimi arttı. Toplumların şeker tüketiminin artış eğrisiyle, hastalıkların artış eğrisi bire bir örtüşüyor. Çünkü; şeker sadece kalorisiyle, şişmanlatıcı etkisiyle zarar vermiyor, doğrudan kimyasal yapısıyla da çok tehlikeli. "Şeker yiyeyim oradan aldığım kaloriyi başka yerden kısarım" demek çok yanlış. İnsan vücudunun şeker almasına gereksinim yoktur.
"12 YAŞINDA YAŞLANDIRIYOR"
- Çocukların enerjiye ihtiyacı var diye belli miktarlarda yemeleri doğru değil mi?
- Asla doğru değil.
- Peki enerji ihtiyacımızı nasıl karşılayacağız?
- Taş devri döneminde insanlar hayvan avlar ve bitki toplar.
Şeker sadece meyvede var. Meyve esas olarak bir kültür bitkisi. Doğal ortam sebze ağırlıklıdır. İnsan eli ne kadar fazla değmişse bir gıda maddesine, o oranda olumsuzlaşıyor. O dönemde, insanların kan şekeri 60 dolayındaymış. Bu devirlere geldikçe şekerle tanışıyor ve alışkanlıkları değişiyor. Dolayısıyla ortalama kan şekeri de değişiyor. Şimdi 100'lerdeyiz, 120'de şeker hastalığı. Biliyorsunuz şimdi şeker hastalığı iki türlü. Bir doğumsal genetik özelliklerle alakalı tip 1 diyabet. Bir de edimsel tip 2 diyabet. Pankreas organının artık yeterince insülin üretememesiyle ortaya çıkar. Yaşlanma süreci olarak kabul edilir. 60'lı yaşlarda görülmesi beklenir.. Ama şu anda 12 yaşındaki çocuklarda tip 2 diyabet var. Sağlıklı beslenmede şekerin hiç yeri yok. Tamamen bir damak alışkanlığıdır.” diyor.
SERAP.
“Prof.Dr. Kenan Demirkol’a "Neden düşmandır şu ünlü üç beyaz?" diye sorduk. O, şekerle başladı.
"ŞEKER TÜKETİMİYLE HASTALIK ARTIŞ EĞRİSİ PARALEL"
DEMİRKOL- Kısmen ya da tümüyle beslenme alışkanlıkları sonucu oluşan kronik, aslında önlenebilir hastalıklar, çok büyük bir toplum sağlığı sorunu haline gelmiştir. ABD'de 20 yaş üstü erişkinlerin yüzde 65'i ya şişman ya daha da ileri aşamada. 64 milyon insanın koroner kalp hastalığı, 11 milyon insanın şeker hastalığı, 37 milyonun kolesterol yüksekliği vardır. Ülkemizde kalp hastalığı sıklığı bu boyuta henüz gelmemiş gözükse bile, şeker hastası sayısının dört milyon olduğu göz önünde bulundurulursa, yakın zamanda vahim bir tablo ile karşı karşıya kalacağımız açıktır.
Ne zaman ki şeker pancarından şeker üretilmesi Avrupa'da ortaya çıktı, soğuk iklimlerde de şekere dönüşebilecek bir besin maddesi keşfedildi, toplumların şeker tüketimi arttı. Toplumların şeker tüketiminin artış eğrisiyle, hastalıkların artış eğrisi bire bir örtüşüyor. Çünkü; şeker sadece kalorisiyle, şişmanlatıcı etkisiyle zarar vermiyor, doğrudan kimyasal yapısıyla da çok tehlikeli. "Şeker yiyeyim oradan aldığım kaloriyi başka yerden kısarım" demek çok yanlış. İnsan vücudunun şeker almasına gereksinim yoktur.
"12 YAŞINDA YAŞLANDIRIYOR"
- Çocukların enerjiye ihtiyacı var diye belli miktarlarda yemeleri doğru değil mi?
- Asla doğru değil.
- Peki enerji ihtiyacımızı nasıl karşılayacağız?
- Taş devri döneminde insanlar hayvan avlar ve bitki toplar.
Şeker sadece meyvede var. Meyve esas olarak bir kültür bitkisi. Doğal ortam sebze ağırlıklıdır. İnsan eli ne kadar fazla değmişse bir gıda maddesine, o oranda olumsuzlaşıyor. O dönemde, insanların kan şekeri 60 dolayındaymış. Bu devirlere geldikçe şekerle tanışıyor ve alışkanlıkları değişiyor. Dolayısıyla ortalama kan şekeri de değişiyor. Şimdi 100'lerdeyiz, 120'de şeker hastalığı. Biliyorsunuz şimdi şeker hastalığı iki türlü. Bir doğumsal genetik özelliklerle alakalı tip 1 diyabet. Bir de edimsel tip 2 diyabet. Pankreas organının artık yeterince insülin üretememesiyle ortaya çıkar. Yaşlanma süreci olarak kabul edilir. 60'lı yaşlarda görülmesi beklenir.. Ama şu anda 12 yaşındaki çocuklarda tip 2 diyabet var. Sağlıklı beslenmede şekerin hiç yeri yok. Tamamen bir damak alışkanlığıdır.” diyor.
SERAP.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















