Yaz Kitapları

Tatil iyi güzel de, bütün gün plajda vakit geçirecekseniz okuyacak birşeyler gerekiyor. Bunlar da benim tatil için depoladığım kitaplar:

1. Sil Baştan


(Arka Kapak)
Ken Grimwood'un sıradışı eseri Sil Baştan, zihninize şu soruyu kazıyor: Geçmişte yapmış olduğunuz hataları bilerek hayatınızı tekrar, tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız ne yapardınız?

43 yaşındaki Jeff Winston bu şansı birkaç kez elde eder. Heyecanını yitirdiği evliliği ile geleceği olmayan işi arasında sıkışıp kalmıştır ve hiç beklenmedik bir anda ölüverir. Tekrar hayata gözlerini açtığında ise takvimler 1963 yılını göstermektedir. O sabah 18 yaşında, üniversite yatakhanesinin duvarlarına bakarak uyanır. Her şey eskisi gibidir... Tek bir fark dışında: Jeff geleceği avcunun içi gibi bilmektedir. Futbol ligi final maçlarından at yarışlarına kadar kimin kazanacağını, Wall Street'te köşeyi dönmek için hangi şirketlere yatırım yapmak gerektiğini... Yalnız, bilmediği bir şey vardır: Neden hayatını sil baştan yaşamak zorundadır? Sevdiği her şeyi ve herkesi kazanıp kaybetmeye daha ne kadar devam edecektir?


2. Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Gider


(Arka Kapak)
Dikkat! İçerde Felsefespri var!

"Yılın en matrak çoksatarı" -The Boston Globe

"Çok güldüm, çok şey öğrendim, çok sevdim" -Roy Blount Jr.

Felsefe mi? Felsefeyi anlamak için büyük bir dehanın zekâsına ve peygamber sabrına sahip olmak gerekir. Bu doğru değil! Bu komik, ele avuca sığmaz, çok yönlü ve zengin içerikli kitap bu efsaneyi yerle bir ediyor.

"Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer…" ile birlikte kendinizi olağanüstü eğlenceli bir felsefe dersinin içinde bulacaksınız. Felsefi kavramların esprilerle nasıl aydınlatılabileceğini, mizahın da aslında büyüleyici bir felsefi içerik barındırdığını göreceksiniz. Ama bir dakika… Bu iki kavrayış yolu, yani felsefe ile espri aynı şey mi yoksa? Fıkra ve esprilerin kuruluşu ve etkisiyle felsefi kavramların kuruluşu ve etkisi aynı malzemelere dayanmaz mı? İkisi de aynı şekilde aklımızı gıdıklamaz mı? Şey, biraz düşünüp sonra söylesek?

Harvard'lı iki felsefe profesöründen "güldürürken düşündüren" bir Stand-Up…


3. Pucca Günlük
(Blogla başlayan yazılarını kitaba dönüştüren pucca bize de ilham olur mu acaba:))
(Arka Kapak)
“Tek istediğim, battaniyenin altında film çekeceğim değil, film izleyeceğim bir adamdı.”

Sanal dünyanın merak edilen ünlüleri raflarda yerini alıyor. Dizüstü Edebiyat Dizisi başlıyor. İlk kitap çılgınlar gibi takip edilen, Türkiye'de en fazla izleyicisi olan kişisel blog'un yazarı Pucca. Herkes onu ve yazacağı kitabı merak ediyordu.

“Aynaya son kez baktım, ‘Kızım PuCCa, Allah kahretsin seni, çok harikasın lan sen!' dedim.”

PuCCa çok ayıp!
PuCCa çok komik!
PuCCa âşık!
PuCCa beter bişi!

Ve sonunda, paparazziler peşinde koşmadığı halde her şeyi anlattı…

“PuCCa, aferin, iyi b*k yedin!”


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Mutfağımdan gökyüzünü görmek istiyorum...

Hatta diğer odalarda da güzel olurdu. Eviniz müstakil değilse tabiki pek mümkün değil ama çözümsüz de değil. Aşağıda gördüğünüz resimlerde tavandakiler resim değil, aslında tavana döşenmiş LCD ekranlar. Görüntülü haraketli olduğu için çok gerçekçi. Gündüz-gece, hatta mevsime göre görüntü değişebilir, rüzgarda sallanan ağaçları, göç eden kuşları, yıldızları, ayı seyredebilirsiniz.


Videosunu seyremek isteyenler buradan bakabilirler.

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Yalancı Kızartma

Kızartma en sevdiğim yemeklerden biridir fakat yağda kızartma zahmetli olduğu gibi sağlıklı da değil. Bu yüzden bunun yerine geçecek yalancı kızartmayı yapıyorum.
  • Önce kabak, havuç, biberleri ince ince keserek tost makinesinin üstünde kızartıyorum (Aynısını fırında yağlı kağıt üstünde pişirerek de yapabilirsiniz.)
  • Kızartırken de (ya da fırına vermeden) üstlerine fırçayla çok az zeytinyağı sürüyorum
  • Daha sonra sarımsaklı domates sosunu üstüne ekliyorum. Kızartmadan hiç farkı olmuyor. Sadece patlıcan güzel olmuyor, onu gerçekten de kızartmak gerekiyor, o yüzden yalancı kızartmamın içinde patlıcan yok:)
Deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun...


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Umbra Trendyol'da

Orjinal ve modern dekoratif aksesuarlar isteyenler Trendyol'daki Umbra'nın ürünlerine göze atsınlar derim. Ben bu seçtiklerimi çok beğendim...

Üye değilseniz buradan üye olabilirsiniz: trendyol davetiye

Kayın Lavabo Tezgahüstü Raf:


Görünmez Kitaplık:


Ahşap Resim Çerçevesi:


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Kesme Tahtaları

Et kestiğiniz tahtada sebze doğramak istemezsiniz, düzenli kişiler için yapılmış indeksli kesme tahtları mevcut, yine Yanko Design'dan. ($ 80 mış)




(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Tost Makinesi

İlk bakışta dekoratif bir ağaç gibi göründüğüne aldanmayın, aslında o bir tost makinesi ve yaprakları da ızgaraları. Japonlar yine yapmış diyeceksiniz:)





Bunlar da gülen tostlar, yine aynı tasarımcıya ait



tasarım: http://www.yankodesign.com/2010/07/21/what-da-tree/

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Yumurta Temalı Objeler

Bir önceki yazıda koyduğum yumurta şeklindeki halı çok hoşuma gitmişti, araştırdım ki bunu yapan italyan firma yumurtadan bayağı ilham almışlar, çok güzel şeyler tasarlamışlar...





merak edenler için: http://www.pianeta-sudest.com/

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Klasik Halılardan Sıkılanlara...

Salonun ortasında salam, yumurta mı istersiniz, yoksa havuz ya da bir piyano mu, hepsi var...








(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Blog Hediyesi: Havainas Terlik



Hediyeler bitmiyor gördüğünüz gibi... Bu da ayakkabı tutkunları için, "Addicted to Shoes" blogunu takip edenlerin hediyesi...
Katılmak için detaylar burada:)
http://shoe-closet.blogspot.com/2010/07/addicted-to-shoesdan-havainas-terlik.html

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Gelinn'den hediye isteyen??

..ben!:) Sevgili gelinn'in içinden gelmiş, beğendiği güzellik üzünlerinden bir set yapmış ve bunu da blogunu takip edenlerden birine hediye etmek istemiş... Eğer siz de katılmak isterseniz buyurun:
http://gelinn.blogspot.com/2010/07/gelinnden-hediyeler-var.html



(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Dantel Yatak Örtüsü

Dantel yine moda oldu ya, ben de evdeki babaannelerden kalan, masaya örtemediğimiz ama tabiki atmaya kıyamadığımız el emeği dantel örtüleri yatak örtüsü yapsam mı diye düşünüyorum... Acaba terziye verilse, mesela saten bir astar dikilse, güzel bir yatak örtüsü olmaz mı?



(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Şarap Mantarlarını Değerlendirme

Şarap tadım günlerine gittiğimiz Bozcaada'dan bir de dekorasyon fikri çıktı. Bu kadar şarapla içiçe olunca dekorasyonu da ona göre oluyor işte. Madem bu kadar şarap taşıdık oralardan, mantarları da bir işe yarasın diyorum.



(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Günün Dekorasyon Fikri

Limoları mutfakta vazoda sergileme fikri aslında sevgili Serap'tan çıkmıştı, kendisi uyguladımı bilmiyorum ama bulduğum bu resimde çok güzel görünüyor...



(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Bozcaada'da 4 gün

Haftasonu 4 günlüğüne Bozcaada’daydık, geleneksel Şarap Tadım Günlerine katıldık. Öncelikle beklediğimden çok daha güzel bir yer olduğunu söyleyeyim, daha dolu dolu bir 4 gün geçiremezdik. Bir sürü plaj, restorant, cafe, bar, yaz tatili için isteyebileceğiniz herşey var. Adanın da küçük olması sebebiyle yorulmadan keyifli zaman geçirebiliyorsunuz.

Şarap...
Öncelikle Şarap Tadım günleriyle başlayayım... Her sene Haziran ayının son haftasonunda düzenleniyor, adadaki şarap üreticileri gündüz tesisleri gezdirip bilgi veriyor akşam da canlı müzik eşliğinde şaraplarını tattırıyorlar. Normalde festival başında 20 TL karşılığında mantar rozet alıp bütün faaliyetlere katılabiliyorsunuz ama kimse şarap tattırmak için para istemedi ya da rozet kontrol etmedi, Corvus hariç! Cumartesi günü gittiğimiz şarap tadım gününde herbirimizden 20 TL almadan tadım yaptırmadığı gibi bardaklara da şarapları damlaları sayarak koydular. Ve orada çalışan görevliler de nedenini anlayamadığımız bir şekilde ukala idiler. Diğer markalarda ise kesinlikle böyle birşeyle karşılaşmadık., istediğimiz bütün şarapları dolu bardaklarda tattırdılar, zaten oraya kadar gelmişken şarap almadan gitmedik, tabiki Corvus kaybetti bu durumda:)
Sadece Gülerada ve Corvus Şaraphaneleri merkezin dışında, adanın dogusunda kalıyor. Güleradanın mağazası da aynı yerde, plaj dönüşü uğrayıp tadım ve alışveriş yapabilirsiniz. Ataol, Çamlıbağ ve Talay Şaraphaneleri ve mağazaları ise merkezde.

{Talay şarap mağazası}

{Ataol müzik dinletisi}
Reçel...
Adada şaraplara ek olarak reçel tadım günlerinin de yapılmasını istiyoruz:) Normalde marketlerde göremeyeceğiniz değişik meyvelerin reçellerini yapıyorlar, ve almadan önce de tattırıyorlar. İncir, havuç ve domates reçeli tavsiye edilir:)

Plajlar...
Adanın tek faaliyeti şarap tatmak değil tabiki:) Birçok plajı var, hepsinin de denizi çok güzel.
* Favorimiz Akvaryum koyu. Burada herhangi bir tesis yok, şenlongunuzu şemsiyenizi alıp gidin, ya da kumda yatacağınızı bilerek gidin, ama her şekilde değer diye düşünüyorum.
* En pahalı plaj Mitos, kişi başı şezlong ve şemsiye 12TL artı yemekler de pahalı. Ama oraya gidip, Mitos’un şezlongunda oturmadan da önündeki plajdan denize girebilirsiniz.
* Ve en meşhur plajı Ayazma, burası da güzel ve diğerlerine göre daha büyük ve kalabalık bir plaj.
* Windsurf yapmak isteyenler için de bu sene Çayır Koyu’nda windsurf dersleri başlamış.
* Ayrıca merkezde Kale arkasındaki minik plajdan da denize girebilir, daha sonra çıkıp hemen denizin kenarındaki Barali’de biranızı içebilirsiniz.

{Akvaryum koyu}

{Kale arkası}
Restoran/Bar...
Akşam yemeğinde rakı-balık yemek istiyorsanız ya iskelenin önündeki restoranlara da ya da kale arkasına gitmelisiniz.
* İskelede “Koreli restoran” ve kale arkasında “ Martı restoran” tavsiye edilir. Hepsi denize sıfır, yemekler ve servis çok iyi.
* Diğer altenatifler rum mahallesinde sokak aralarındaki restoranlar. Lodos, Sandal, Battı Balık, Güverte.. Hepsi aynı yerde, ama içlerinden Güverte’yi tavsiye ederim, değişik mezeleri var.
* Et yemek isteyenler için sadece bir tane et lokantası var: Güllüm ama kesinlikle tavsiye etmiyorum!
* Eğer her gün balık yiyemeyeceğim değişiklik istiyorum derseniz de merkezdeki çay bahçesinin yanında ev yemekleri yapan “Hafız’ın Yeri” ne uğrayın, yemekler çok güzel çok da hesaplı.

* Yemekten sonra uğrayacağınız yer de Polente... Bütün ada bu barda olacaktır! Müzikler ve ortam süper.
* Buradan sonra da kale arkasındaki denize sıfır Fuska bara uğramayı ihmal etmeyin sakın.

{Restoranlar}

{Fuska'dan gece...}
Fener...
Ve adada yapılacak en güzel aktiviteyi en sona sakladım:) Günbatımında bir şişe şarabınızı alıp, adanın batı burnundaki Polente Fenerine gidip güneşi batırmak... Çamlıbağ şarapları hergün 18:30 da buraya gezi düzenliyor, tek yapmanız gereker onlardan bir şişe şarap almak. Ama arabanız varsa kendinizin gitmenizi tavsiye ederim. Gün batımından 2 saat önce giderseniz, Polente Fenerine kadar yürüyüp güneşi batıracak vaktiniz olur.

{Polente feneri ve rüzgar gülleri}

{Polente feneri}

İşte Bozcaada bu kadar... Seneye tekrar gideceğimiz kesin:)

Son bir not: Dönmeden şarabınızı, reçelinizi, adanın kekiklerini ve ezine peynirlerinden almadan dönmeyin:)

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Takip Edin...

Yazar Kafe

İletişim: dahabaskablog@gmail.com

Takip Ettiklerim