İşinizi eve mi taşıdınız?

Günümüzde ofise gitmek yerine işlerini evden yürütenlerin sayısı çok arttı. Sosyal ortamdan uzaklaşmış olmanın dışında evden çalışmanın rahatlığı tartışılmaz. Ama bir yandan da disiplin ve motivasyon gerekteren bir seçim, özellikle de evde dikkatinizi dağıtacak pek çok şey varken...

İdeal olanı evde ayrı bir çalışma odasının bulunması. Bu odayı istediğiniz gibi düzenleyebilir ve rahatsız edilmeyi engelleyebilirsiniz. Özellikle evde çocuk varsa başka seçenek göremiyorum. Ayrıca ayrı bir çalışma odasının olması kafanızda da "ev" ve "ofis" alanını ayırmanıza yardımcı olur.



Eğer ayrı bir odanız varsa bütün çalışma dökümanlarınızın aynı odada bulunması önemli, aradığınız şeyi bulmak için odadan odaya dolaşmak zaman kaybı olacaktır...Bu yüzden geniş bir kütüphane çok gerekli. Ayrıca kırtasiyeleri düzenleyecek çekmeceler, etraftaki kağıtları toparlayacak evrak dosyaları da önemli. Çalışma masası da küçük olmamalı, bilgisayarı koyduktan sonra da defter kağıt vs. koyup çalışabileceğiniz alan kalmalı. Yazıcı, faks, telefon, modem gibi araçlar için de ayrı bir masa ya da dolap sistemi öneririm..




Işıklandırma da önemli. Odanın ışığının yanı sıra çalışma masası lambasını da unutmayın.

Ve de en önemli mobilya olan sandalye... Bütün gününüzü oturarak geçirebileceğinizi düşünerek ergonomik ve rahat olmasına dikkat edilmeli... Ofis sandalyelerinin fiyatları biraz yüksek de olsa, sağlığınız için değer diyorum...

Tabiki herkes evden çalışmıyor ama yine de internete girmek, blogla uğraşmak:) için de bir çalışma alanına ihtiyaç duyuyor insan. Koltukta otururken bir yandan internette dolaşmak her zaman konforlu olmuyor. Ya da mutfak masasının köşesine kıvrılmak... Ayrı bir odanız yoksa bile salonu ofise çevirmeden de bir köşesinde çalışma masasına yer açabilirsiniz...



Royal Botania'dan "Dalga Hamak"...

Geçenlerde beğendiğim birkaç hamağı koymuştum bloga... Bu son gördüğüm, diğerleriyle kıyaslanamaz, tasarımı çok orjinal, tabi hangi bahçeye sığar bilemem...





Royal Botania'yı Türkiye'de "Cumba Selection" satıyor, aynısından göremedim internet saysafında, gördüğüm tek hamak benzeri aşağıdakiydi.. eh o da fena değil:)

Evlerde plaj havası...













Diddo Wetsuits

Klasik renklerden sıkılanlar için dalgıç/sörf kıyafetleri... Diddo tarafından 4 çeşit tasarlanmış. Birincisi köpekbalığı saldırısına uğramış izlenimi veriyor, diğeri paslanmış demir görünümünde, üçüncüsü bir köpekbalığı türü olan "whale shark" tan esinlenmiş, ve dördüncü de insan anatomisi şeklinde tasarlanmış. Henüz piyasaya çıkmamış, fiyatları da belli değil...







Brion Gestation Chair

Japon firmasi Brion'un anne karnındaki bebeklerden ilham alarak tasarladıkları koltuk oldukça rahat görünüyor, hele ki benim gibi oturmak yerine mümkünse kıvrılıp yatmayı tercih edenlerdenler için ideal... Çok sevdim, tv karşısına bir tane istiyorum...


Pembe domatesler büyüyor...

Haziran başında pembe domates fidanlarını balkondaki saksılara dikmiştim, 2 adet saksım var, ikisi de aynı yerde duruyor ama biri diğerinden biraz daha hızlı büyüyor, bilmiyorum neden... 10 gün önce seyahate gitmeden resimlerini çekip bloguma koymuştum... Döndüğümde yine hayretler içinde kaldım, inanılmaz büyümüşler, birine destek için koyduğum çubuğun iki katı büyüklüğe erişmiş... Şimdiki aşama saksılara toprak eklemek olacak... Bakalım çiçekleri ne zaman çıkacak...


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Egzotik Oteller

Dünyanın dört bir yanındaki tasarım harikası oteller...Olur ya belki birgün yolunuz düşer...

La Concha Resort Hotel, San Juan, Porta Rico:

1958'de inşa edilen otel, 90'ların ortalarına doğru terkedilmiş ve yıkılmak üzere iken yerel mimarların ve tarihçilerin baskısıyla kurtarılmış. Orjinal planına uygun olarak restore edilen otel şimdi Porta Rico'nun en gözde mekanı seçilmiş...


Restoran, Penthouse Terace, Presidential Suite

Posada de Mike Rapu, Paskalya Adası, Şili:
Pasifik Okyanusunun ortasında, dünyanın en ıssız ve en esrarengiz adasında kurulmuş. Paskalya adası, volkanik taştan tek parça olarak yontulmuş dev heykelleriyle (Moai) ünlü, boyları 1 ile 20 m arasında değişen Moailerin en büyüğünün ağırlığı 50 ton.

Posada de Mike Rapu, adanın ilk lüks oteli, yapımı 18 ay sürmüş. Otelin tasarımı yapılırken adanın peyzajına uyumlu olmasına dikkat edilmiş...



Baghvan, Madhya Pradesh, Hindistan:

Pench Ulusal Parkında kurulmuş bir "safari kampı"... 12 klübe ve merkezdeki salon, restoran ve havuzun bulunduğu bir evden oluşuyor.



Es Saadi Gardens and Resort, Marakeş, Fas:
Otel Marakeş'in merkezinde 8 hektarlık alana kurulmuş, otel odalarının yanı sıra 10 adet özel Villa da bulunuyor, her villanın kendi bahçesi ve havuzu var...


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/


Caliente - Latin Festivali, Zürih

Zürihte her yaz gerçekleşen Caliente Latin festivali şehrin en önemli olaylarından biri... Ben de hazır oradayken gitmemek olmaz dedim... İlk başta insan şaşırıyor Zürihte latin festivalinin ne işi var diye ama gittiğinizde hiç beklemediğiniz bir manzarayla karşılaşıyorsunuz... Büyük bir meydan ve onlarca kesişen sokak düşünün, tıklım tıklım insan dolu ve herkes dans ediyor eğleniyor, her köşe başı yiyecek ve caipirinha barlarıyla dolu.. Bu arada festival 3 gün boyunca sürüyor...




(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

İsviçre Günlüğü...

İş nedeniyle İsviçreye gelme fırsatı buldum... Daha uçaktayken gördüğüm manzaraya hayran kaldım. İsviçreliler dünyanın en mutlu ülkesi sıralamasında 7.lermiş. Neden olmasınlar ki, bir yanda yemyeşil araziler, diğer yanda görkemli Alp dağları, temiz berrak hava.. ve tabi bir de dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmanın da payı var:)



Zürih, ülkenin en büyük şehri, aynı zamanda ekonomik ve kültürel başkenti... Şehrin içinden geçen nehir boyunca arnavut kaldırımlı sokaklarda birçok restoran ve bar mevcut... Özel bir mutfakları yok ama mutlaka peynir fondü denemelisiniz. Erimiş peynirin ağır kokusu bir süre aklınızdan gitmeyecektir ama denemekte fayda var..
.



Zürih ne kadar güzel bir şehir olsa da aslında Avrupa'daki herhangi bir şehirden çok da farklı değil. Çalışmaktan gezmeye vakit kalmadı ama bir daha gidersem aklımda kalan birkaç yer var:

Pilatus dağı, İsviçre'nin merkezinde, 2132 m. yükselikte. Dağa teleferikle çıkılıyor, inişi ise dünyanın en dik trenyoluyla yapabilirsiniz (eğimi %48 !) Kışın sadece teleferikle inmek mümkünmüş...


Thun gölündeki Oberhofen kalesi...


Cenevre: Chateau de Chillon. Cenevre şehri CERN yüksek enerji fiziği laboratuarına, Birleşmiş Milletler'in Avrupa'daki merkezine ve bu kuruluşun birçok alt kuruluşuna ev sahipliği yapmaktadır.

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/


Takip Edin...

Yazar Kafe

İletişim: dahabaskablog@gmail.com

Takip Ettiklerim