Pencere Önü Bostanlarında Son Durum

Sanırım resim herşeyi anlatıyor...) 1 haftalık tatilden dönüşümde bitkilerimi aç susuz boynu bükük bulacağımı sanıyordum ama tam tersi daha bir canlanmışlardı... Gitmeden önce bıraktığım su yetmiş anlaşılan, bundan sonra da daha az sulamam gerektiğini anladım, fazla ilgi göstermemek lazımmış:) Fesleğenimizden yemeye başladık bile...


(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Rafting Turları

Türkiye her bölgesinde rafting için elverişli nehirler barındırıyor. Özellikle Çoruh Nehri, Manavgat Çayı, Melen, Köprüçay, Dim Çayı, Alara Çayı ve Dalaman Çayı bunların en çok bilinenleri. Son birkaç yıldır rafting için elverişli hale getirilen bu nehirlerde dört mevsim rafting yapabilmek mümkün. Bu özelliğiyle pek çok yabancı turist ve profesyonel yalnızca rafting için buraya geliyorlar.
Zorluk dereceleri:
Hızlı akan nehirlerde kontrolü sağlamak zor olduğu için, nehirler akış hızlarına göre, yani zorluk derecelerine göre numaralandırılıyor.

Derece 1: Çok basit akıntıya sahiptir. Küçük kolay geçişler için uygundur.

Derece 2: Akıntı azdır; düzenli bir akışa sahiptir. Küçük kayalar ve dalgalar vardır, ancak hiçbir tehlikesi olmayan, basit geçişler için elverişlidir.

Derece 3: Orta zorluktadır. Bu sınıfta boyu bir metreyi bulan dalgalanmalar oluşabilir. Görüş mesafesi sınırlıdır.

Derece 4: Çok zor ve büyük rapidler vardır. Düşüşlerin başlangıcını ve bitişini kestirmek güçtür. Hırçın geçişler ve zorlu engellerle dolu bir sınıftır.

Derece 5: Aşırı zor, yüksek debi ve akıntı, tehlikeli kayalar, dik yamaçlar, arka arkaya gelen düşüşler, ilerlemede sınırlı geçişler vardır. Amatör raftingciler için önerilmeyen parkurdur.

Derece 6: Nehrin metrelerce yukarıdan dökülür; sık engellerle doludur. Geçişi uzman raftginciler için bile zor ya da imkansız olan sınıftır.

Mayıs ayının son günlerinde, haftasonunu değerlendirmek isteyenler için birkaç rafting tur önerisi:

Melen Rafting Turu


Yöre bilgisi: Türkiye'nin kışın rafting yapmaya uygun nehirlerinden olan Melen Çayı, Düzce ili Cumayeri ilçesi sınırları içinde ve Istanbul'a 2.5-3 saat uzaklıkta. Yaklaşık 14 km uzunluğundaki parkur 3 zorluk derecesinde. Istanbul'a olan yakınlığı Melen Çayı'nı maceracılar için çekici kılan en önemli özelliği.

Sezon: Melen Çayı rafting için kasım başından mayıs sonuna kadar debi olarak en uygun sezonu sunmaktadır.

Zorluk : Melen Çayı'nın zorluk derecesi 3'tür. 1'den 6'ya kadar olan derecelendirmeye göre orta zorlukta bir parkurdur.

Deepnature: Melen Günübirlik Rafting Turu
Tarih: 31 Mayıs, Fiyat: 137 TL


Dalaman Rafting Turu:


Yöre bilgisi: Dirmil yakınlarındaki Kocaş dağından doğan, antik ismi Indos olan Dalaman çayı Marmaris ve Fethiye arasında yer alır. Toplam uzunluğu 229 kilometredir. Batı Toroslar'ın Göktepe ve Yaylacık dağlarından inen kolların birleşmesiyle büyüyen çay, dar ve derin bir vadi içinde akarak, Ortaca'nın 8 km. güneyinden denize dökülür.

Sezon: Rafting noktalarına Marmaris, Dalyan, Fethiye, Turunç yörelerinden ve Dalaman havaalanından ulaşılabilir. Yıl boyu rafting yapılabilen Dalaman çayının su seviyesi, özellikle eylül ve ekim aylarında yükselir.

Zorluk : Küçük şelaleler yaparak akan su yer yer geçitler arasında devam eder. Bu geçitler Akköprü köyü üzerinde nehri iki bölüme ayırmaktadır. Üst bölümün zorluk derecesi 5'dir. Alt bölüm 3-4 zorluk derecesindedir. Daha ileride Akköprü'ye gelindiğinde su akış hızı azalır, zorluk derecesi 3'e iner.


Deepnature Dalaman Günübirlik Rafting Turu
Tarih: Haziran, Temmuz, Ağustos Fiyat: 82,25 TL


Bukla Rafting Turu: 2 gece kamp konaklamalı, Fiyat: 234 TL

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Fransız Süiti - Irène Némirowsky

1940 yılında Nazi işgalinden bir gece önce Paris'te başlayan Fransız Süiti, insanların kendi kontrolleri dışında savaş şartlarına atılmasının etkileyici öyküsünü anlatıyor. Parisliler şehri terk ederken, hayal edilebilecek her türden insani çılgınlık etrafı kaplamıştır; yemeğin olmadığı bir kentte varlıklı bir anne tatlı aramaktadır, dünyaları parçalanmak üzereyken bile bir çift, işlerini kaybetme düşüncesinden korkmaktadır. Yerli halk Alman askerlerince işgal altında olan taşradaki köylere göçerek -kendi köyünde, kendi evinde hatta kendi kalbinde bile- düşmanı karşısında hayatta kalmayı öğrenmek zorundadır.

Irène Némirowsky Fransız Süiti üzerine çalışmaya başladığında zaten Paris'te yaşayan çok başarılı bir yazardı. Fakat aynı zamanda o bir Yahudiydi, 1942'de tutuklandı ve öldüğü yer olan toplama kampına gönderildi. Bu roman altmış dört yıl boyunca saklı ve bilinmeyen olarak kaldı.

(Arka kapak)

Mayısta Kaş başkaymış...

Kaş'ı ya çok seversiniz ya hiç, ikisinin arasını duymadım... Ben tabiki çok sevenlerdenim... Eğer tatilden beklediğiniz gece içip eğlenip gündüz uyumaksa evet Kaş size göre değil... Ama güne erken başlayıp, günü dalış, ya da yamaç paraşütü, kano gibi aktivitelerle geçirip akşam deniz manzaralı bir restoranda yemeğinizi yiyip bir sonraki güne enerji depolamaksa tercihiniz o zaman buyrun Kaş'a:)




19 Mayısı bahane edip bu sene yaz sezonunu erken açtık, soluğu Kaş'ta aldık... 1 hafta boyunca günde 2 dalış bizi yordu ama bir o kadar da eğlendik. Bizim gibi düşünen çok olmuş, bayağı kalabalıktı, akşam reservasyonsuz hiçbir restorana gidemedik... 19 Mayıstan sonraysa Kaş bize kaldı, güneş bile gitti kaştan:) yerini yağmura bıraktı, ama önemli değil, dalış sonunda 5 metrede 3 dakikayı doldururken yukarıda yagmurun suya bıraktığı izleri seyretmenin zevki de başkaydı..:)




Not: Geçtiğimiz seçimler sırasında Kaş'ı nasıl çirkileştirebilirim diye uğraşan, meydan taşlarını söküp yerine koyduğu seramik karolarla meydanı hamama benzeten, mavi barın önündeki duvarı yıkan, soğuk su çeşmesini yıkıp yerine çirkin heykeli diken zihniyeti kınıyorum. Seçimi kaybetmesine şaşmamalı! Yeni gelen CHP'li belediye başkanının biran önce bunları düzeltmesini umuyorum, bu sezon için ne yazıkki geç ama bir sonraki yaz umarım eski haline gelir...

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Enginar mevsimi geldi...



Mayıs ayı enginar zamanı... Faydaları saymakla bitmiyor.
  • Bu kadar faydalı olmasının nedeni, bünyesinde "cynarine" içermesi.
  • Enginarda aynı zamanda yüksek miktarda magnezyum, demir ve C vitamini de bulunuyor.
  • Kandaki üre, kolesterol ve şeker miktarını azaltan enginar, düşük kalorili olması nedeniyle rejim yapanların baş tacı.
  • Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önleyen, sinirleri güçlendirerek vücuda dinçlik veren, ruhi ve bedeni bitkinliği ortadan kaldıran enginar, unlu yiyeceklerin sindirimini kolaylaştırdığı gibi kolesterolü düşürüyor.
  • Bu mucizevi bitki ayrıca karaciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesini sağlıyor, böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı oluyor, ishali kesiyor, mide ile bağırsakların temizlenmesinde büyük rol oynuyor ve romatizma hastalarına tavsiye ediliyor.
  • İştah açıcı özelliği de olan enginarın yalnızca emzikli kadınlar, böbrek ve mesanesinde iltihap olan kişiler tarafından yenilmemesi gerekiyor.
Enginar pişirmenin de püf noktaları var. Kararmaması için ayıklandıktan hemen sonra içinin ve dışının limonla ovulması lazım. Enginarlar yine aynı nedenle pişirilmeden önce iki litre suya, üç kaşık un ve bir limon sıkılarak hazırlanan bir karışımda bekletiliyor. Enginarın pişip pişmediğini anlamak için de, bir çatal ya da bıçağın sivri ucunu tam ortasına bastırın, eğer bıçak kolayca batıyorsa enginar pişmiş demektir.

Enginarı bu kadar övmüşken bir yemek tarifini vermeden olmaz... Enginarı birçok değişik şekilde pişirebilirsiniz, enginar dolması, enginar çorbası, salatası, etli enginar, enginarlı pilav bunalara örnek. Ama en çok bilinen ve benim favorim zeytinyağlı enginar tarifi:

ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR
Malzemeler:
4 adet enginar
20 adet arpacık soğanı
150 gram bezelye
1 adet havuç
1 demet dereotu
1 tatlı kaşığı tozşeker
2 adet limon
100 ml. zeytinyağı
Hazırlanışı:
Ayıklanmış enginarları limonlu suda kararmaması için 15 dk bekletin. Üzerini örtecek kadar su ve 1 adet limonun suyu ile 30 dk kısık ateşte pişirin.
Tüm sebzeleri ayıklayıp havuçları küb şeklinde doğrayın. Hepsini birden zeytinyağında yakmadan hafifçe kavurun.
Sebze karışımının üzerine enginarları kapatıp 1 su bardağı kaynama suyunu da katarak 20 dk pişirin.
Daha sonra enginarların ortalarına ve kenarlarına sebze karışımını koyun. Dereotu serpip servis yapın.

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Zaman Tüneli - Michael Crichton

Zaman makinesine girdiğinizi, kendinizi 'kuantum-köpük bir solucan deliği'nden 1357 yılı derebeylik Fransa'sına gönderdiğinizi düşünün. Bu gerçekten çok korkutucu olmalı. Ziyaretiniz başladıktan tam 37 saat sonra geri çağrılmazsanız kuantum otobüsünü kaçıracaksınız ve kendinizi boğazınızı kesmeye can atan keşişlerin, kızgın lordların ve köylü eşkıyların arasında geçen bir iç savaşın ortasında bulacaksınız. Üstelik 'Crey Kasabı'nı kızdırmaktan da kaçınmalısınız, yoksa, geniş kılıcını hışımla savurup bir çırpıda kellenizi uçurabilir ya da sizi, 'Leydimin Banyosu' adı verilen ve mahkumları yemesi için içeriye canlı sıçan atılan karanlık bir zindana hapsedebilir.

Ama korkmanıza gerek yok. Kitabın kahramanlarından biri değilsiniz çünkü. Kitabın kahramanları kim mi? Bill Gates'ten bile daha tuhaf davranışları olan teknoloji dehası bir milyarderin entrikayla kandırdığı bir grup tarihçi...

Bilgisayar oyunu olarak piyasaya çıkar çıkmaz Avrupa ve ABD'de büyük ilgi gören bu romanı okurken, imkansız gibi görünen birçok şeyi yeniden düşünmek zorunda kalacaksınız.

Michael Crichton, Jurassic Park ve 13. Savaşçı'dan sonra Zaman Tüneli'yle okurları bir kez daha sarsıyor...

(Arka kapak)

Audrey Tautou Chanel'in reklam filminde...

Audrey Tautou'nun, Chanel´in efsane parfümü No 5´in yeni yüzü olarak başrolünü oynadığı reklam filmi İstanbul´da çekildi.

Jean Pierre Jaunet’in çektiği reklam filminde Audrey Tautou ile birlikte Travis Davenport rol alıyor. İki dakika 25 saniye süren reklam filminin konusu, Paris'ten İstanbul’a Orient Express ile yapılan yolculuğu kapsıyor.

Film, 250 kişilik bir ekiple Fransa ve İstanbul’da çekildi. Bu arada Audrey Tautou, Coco Chanel'in hayatının anlatıldığı "Coco Avant Chanel" filminde ünlü modacıyı canlandırıyor.




Daphne ve Apollon...

Baş tanrı Zeus'un oğlu Apollon, her sabah dört tanrısal atın çektiği altın arabası ile gökyüzünü bir uçtan bir uca dolaşırmış... Bir gün yine altın arabası ile dolaşırken, elinde oku ve yayı bulunan bebek yüzlü aşk tanrısı Eros'a rastlamış. Eros'un elindeki ok ve yaya bakan Apollon kendini tutamamış ve aşk tanrısına: "Ey aşkın tanrısı! Bu savaş araçları senin eline hiç yakışmıyor. Onları bana verirsen savaş meydanlarında kullanırım. Bilirsin benim oklarım herşeyi vurabilir" demiş.

Bu sözlere çok sinirlenen aşk tanrısı Eros da Apollon'a: "Ey güneşin tanrısı, güçlü ve akıllı Apollon! Senin okların herşeyi vurabilir ama unutmamalısın ki benim oklarım da seni vurabilir" diye cevap vermiş ve birgün Apollon'dan intikam alma düşünceleriyle oradan ayrılmış...

Apollon günlerden birgün yeşillikler içindeki ülkesinde gezerken ormanda yalnız başına dolaşan güzeller güzeli su perisi Daphne'yi görmüş. Onu görür görmez bütün vücudunu bir titreme almış. Kendinden geçmiş bir halde tanrıçaları bile kıskandıran bir güzelliğe sahip olan su perisini izlemeye başlamış . Bu bakışları uzaktan izleyen aşk tanrısı Eros, intikam vaktinin geldiğini düşünerek, sadece aşk tanrılarının görebildiği oklarının arasından nefret okunu çekip Daphne'nin yüreğine saplayıvermiş. Eros'un tanrısal okları kalbine saplanan Daphne'nin kalbi artık yeryüzünde aşka kapanmış. Eros sadağından çıkardığı aşk okunu da Apollon'un kalbine saplayarak oradan uzaklaşmış...

Daphne o günden sonra ailesinin tüm ısrarına rağmen evlenmeyi kabul etmemiş. Bu güzel su perisi hergün ormana çıkıp yeryüzündeki tüm canlıları güzelliğine hayran bırakarak dolaşıyormuş. Apollon da hergün ormanda dolaşarak gizli gizli bu büyüleyici güzelliği izliyormuş. Artık ne savaşlardaki başarısı, ne de avdaki keskin nişancılığı tatmin etmiyormuş Apollon'u. Günler geçtikçe Daphne'yi uzaktan uzağa izlemekle yetinemeyen Apollon, Daphne'nin kaşısına çıkmış. Aniden karşısına çıkan tanrı Apollon'u gören Daphne korkmuş ve kaçmaya başlamış. Daphne'nin kendisinden kaçtığını fark eden Apollon da aşk sözleriyle onu kovalamaya başlamış. Kalbindeki nefret oklarının etkisiyle bu aşk sözlerinden daha da korkan Daphne tüm hızıyla kaçmaya devam etmiş. Bir süre sonra koşmaktan yorulan ve artık daha fazla kaçamayacak hale gelen Daphne, Apollon'un yakıcı tanrısal nefesini ensesinde hissetmeye başlamış. Yorgunluktan iyice titreyen bacakları artık gövdesini taşıyamayacak hale gelmiş.

Birden durarak ayağı ile torağı eşelemiş ve "Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru" diye feryat etmiş. Bu içten yalvarışıyla birlikte vücudu birden ağırlaşmaya başlamış. Ayakları toprağın derinliklerine doğru kaymış, yeryüzündeki bütün kadınları kıskandıran bedeni kabuk bağlamış, kokusundan bütün canlıların başını döndüren saçları da yapraklara dönüşmüş. İnce narin kolları uzamış ve dallara dönüşmüş. Güzel Daphne bir defne ağacına dönüşmüş.

Gördükleri karşısında şaşkınlıktan ne yapacağını şaşıran Apollon defne ağacına sarılarak: "Ey güzeller güzeli, ben seni çok sevdim, sen beni istemedin. Bundan sonra benim onur ağacım olacaksın, ben ve tüm kahramanlar senin ağacının dallarıyla süsleyecekler kendilerini. Kokulu saçlarından olan bu ağacın yapraklarını taç yapacağım başıma" demiş.

Bu içten ve tatlı sözler üzerine defne ağacına dönüşen Daphne, Apollon'un karşısında saygıyla eğilmiş. İşte bu tanrısal aşk hikayesinin geçtiği yer bugünkü Antakya'nın Harbiyesi, Harbiye'nin şelaleleri ise Daphne'nin döktüğü gözyaşlarıdır...


Günde 1 Kadeh Şarap...



Yapılan araştırmalar, günde 1 kadeh şarap içmenin yaşam süresini uzatabileceği ve özellikle kalp-damar ve beyin damarları hastalıkları riskini azaltabileceğini gösteriyor.

• Kalp adelesinin kanlanmasını arttığı için, şarabın kalp enfarktüslerinde koruyucu bir etkisi vardır; ve kanda kolesterol düzeyini düşürdüğü, kan akımını kolaylaştıdığı ve tromboz eğilimini azalttığı için, damarların esnekliğinin sağlanmasında da önemli bir rolü vardır.

• Şarap, sindirim bezlerini uyarır; ve mide asidinin işlevini koruduğu barsak hareketlerini hızlandırdığı ve vitaminlerin, minerallerin emilmesini artırdığı için, vücudun sindirim verimini yükseltir.

• Böbrekleri uyardığı için su atılımını hızlandırır, idrar miktarını çoğaltır ve metabolizma artıklarının atılımını sağlar.

• Bakteri ve virüsleri öldürdüğü; ve insanın bağışıklık sistemini harekete geçirdiği için, hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır.

• Çok korkulan gezgin ishallerinde, zehirleri nötrleştirici etkisinden dolayı faydalıdır.

• Kemik kireçlenmesini engeller ve özellikle kadınlarda tehlike oluşturan osteoporoza karşı korur.

• Yaşlılığa bağlı, beyin fonksiyonlarındaki azalma, düzenli şarap kullanımı ile yavaşlatılabilir; ve ayrıca, beyin kanlanması ve beyin dokusunun oksijenlenmesini artırdığı için, bedensel ve zihinsel aktiviteyi koruyucu etkisi vardır.

• Doğal antioksidanlar içerdiği için, hücre yaşlanmasını yavaşlatır ve kanser ölümlerini azalttığı için, yaşam süresini uzatır.

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

How to Taste Wine

Whether professional or recreational, wine tasting is a multi-sensory experience. Although not formally considered part of wine tasting, even hearing is involved in the process, beginning with the distinctive sounds of the bottle being open and the wine being poured into its glass. The other senses are involved in a more direct way. Here are some tips for involving your senses to the fullest when tasting wine:

  • Sight: Using a clear glass, and holding it up to a white background will help you to enjoy a wine’s true color. Tilt the wine in the glass slightly and take a good look. Depending on the type of wine in your glass, you may see deep reddish brown, bright ruby red or warm gold. Color can give you a clue about a wine’s age. White wines usually gain color as they age while older red wines lose color.
  • Smell: If you use a glass with a rim that bends inwards, it will help you to enjoy the complex scent of a wine. Swirling the wine around in the glass coats its sides and allows you to experience the full fragrance. Scents actually vary from the top to the bottom of the glass. Lighter floral and fruity scents rise to the top while deeper, richer aromas can be found toward the bottom.
  • Taste: To fully experience the taste of a wine, swirl a little bit of it in your mouth to cover all your taste buds. Take a moment to enjoy the flavor before either swallowing or spitting out the wine. In addition to the initial taste, you will find there is also an aftertaste to the wine, usually referred to as the finish.
  • Touch: When the wine is in your mouth, it provides a tactile experience, often referred to as “mouthfeel,” in addition to the taste. Some wines feel refreshing on the tongue while others might feel velvety, flat or even prickly. The prickliness comes from tannins which are used in red wine to keep it fresh. The younger the red wine, the higher the tannin content and more prickly the feel.

Wine Tasting Etiquette
Wine tasting has its own unique set of manners and behaviors. Here are a few wine tasting etiquette basics to be aware of:

  • Allow other tasters the chance to form their own opinions. Wait until everyone has had a chance to taste a wine before making any comments.
  • Don’t interfere with other taster’s sense of smell. This means no smoking or use of highly scented products such as after-shave, perfume or scented lotions.
  • Drawing air into the mouth enhances tasting ability. The gurgling sound this can make is considered perfectly alright at a wine tasting.
  • Spitting is permitted at wine tasting events. Usually a spittoon, plastic cup or ice bucket is provided for this purpose. In wineries, professional tasters even spit directly into drains or onto a gravel floor.
From Mobicapping Wine

Romantik Mutfaklar...

Son zamanlarda moda olan modern sanayi tipi mutfaklardansa, country tarzı mutfaklar daha çok hoşuma gidiyor... Benim gibi mutfağını yenilemeye düşünenler için birkaç örnek...











(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren 10 Meyve


Kendinizi zinde hissetirecek, bağışıklığınızı güçlendirecek 10 süper meyve:

1. Nar: Antioksidan deposu olan nar, beyin için faydalıdır. Gerçekte, bazı araştırmalar bir narın içinde yaklaşık 600 tanesi olan meyvenin yeşil çaydan 3 kat daha fazla antioksidan içerdiğini gösteriyor.

2. Acai Çileği: Güney Amerika yağmur ormanlarında yetişen çilekte, omega yağ asitleri, protein ve lifin yanında yaban mersininden 2 kat daha fazla antioksidan bulunuyor. Oldukça güçlü olan meyve hakkında yapılan bazı araştırmalar, laboratuar çalışmalarında kanser hücrelerini öldürdüğünü gösterdi.

3. Avokado: Yumurta şeklindeki meyve, kanser, kalp ve şeker hastalığı riskini azaltan sağlıklı tekli doymamış yağ içeriyor.

4. Yaban Mersini: Kuzey Amerika'ya özgü yaban mersini bu ülkede temel bir besindir. Küçük yaban mersinleri antioksidanlarla dolu ve aynı zamanda yaşlanmayı önlüyor, beyin ve görme fonksiyonunu geliştiriyor.

5. Kızılcık: Sadece idrar yolu enfeksiyonlarıyla savaşmada etkili olmayan kızılcık, hücreleri serbest radikaller diye bilinen bileşiklere karşı koruyan antioksidanlarla dolu.

6. Goji Berry (Kurt Üzümü): Çin, Moğolistan ve Tibet'te Himalayalar'da bulunan, ülkemizde kurt üzümü olarak bilinen meyve, 6 bin yıldır, herbalistler tarafından karaciğeri korumak, görüş bozukluğuna yardımcı olmak, bacakları güçlendirmek, bağışıklık sistemini desteklemek ve anti-aging olarak kullanıyorlar. Bu üzümlerde, gözün retinasını koruyan karoten içeren maddeler bulunuyor.

7. Kivi: Günlük C vitaminine mi ihtiyacınız var? Bunun için biraz kivi yemeniz yeterli. Çünkü kivi, portakaldan daha fazla C vitamini ile en az muz kadar potasyum içeriyor.

8. Mangosteen: Güneydoğu Asya'ya özgü olan meyve, Mayo Clinic'in sitesinde rapor ettiği gibi önemli derecede antiinflamatuar etkiye sahip. Tropikal olan bu meyve, aynı zamanda zengin bir antioksidan kaynağı ve laboratuarda antiinflamatuar etkiye sahip kimyasallar içeriyor.

9. Noni meyvesi: Güneydoğu Asya'ya özgü olan meyvede bol miktarda antioksidan bulunuyor. Yüksek kan basıncını düşürmeye ve mafsal ağrısnı hafifletmeye yardımcı oluyor.

10. Seabuckthorn (Yalancı iğde): Yumuşak ve sulu olan meyve Avrupa ve Asya'da yetişiyor. C vitamini bakımından zengin olan yalancı iğde bağışlık sistemini destekliyor.

Takip Edin...

Yazar Kafe

İletişim: dahabaskablog@gmail.com

Takip Ettiklerim