Retro Koltuklar

Eski tarzdaki koltukların cıvıl cıvıl renklere boyanmış ve yine eğlenceli kumaşlarla kaplanmış olanları hoşuma gidiyor. Normalde modern mobilyanıza uymadığını düşünebilirsiniz ama  doğu renk kombinasyonuyla çok şık koltuklar olabilirler...Bende de 2 tane var,iş kumaş seçmeye kaldı...

Ayrıca, yemek masası için kullanılan farklı renkli sandalyelere de bayıldım...

Ofis dediğin...

İşte ofis dediğin böyle olur. Şirketlerdeki açık ofis sistemi bazen canımı sıkıyor. Benim bırakın manzarayı camım bile yok... İnsan burda bütün gün çalışabilir...

Waldspirale (Darmstadt, Almanya)

Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser tarafından tasarlanmış bina aslında 105 apartmandan oluşuyor, yanyana dizişlmiş bu apartmanlar U şeklinde sıralanmış, 1000'den fazla olan pencerelerin hiçbiri bir diğerine benzemiyor. En yüksek kısmı 12 kat ve blogun içinde restoranlar, cafeler, koşu pistleri bulunuyor. Bir çocuk tarafından boyanmış izlenimi veren pastel renkleri de çok sıcak bir hava veriyor...





Muswell Evi

Farklı mimari tasarımlara örnek bir ev, mimarı Adrian James. Evin içinde maksimum alan yaratan çatı şekliyle de 2008 yılında ödül almış. İç mekandan sadece salon resmi var, evin üst katlarını da görmek isterdim...





Ayna / Ütü Masası

İşte bu tam bana göre, küçük mekanlara eşya sığdırma çılgınlığımın son noktası olabilir...



Modern Antika Meneghini

İlk resme bakarak ne olduğunu tahmin etmek zor ama daha sonra göreceğiniz gibi kendisi heybetli bir buzdolabı. Dış kaplaması kiraz ağacı, sedir ve maundan, kulpları prinçten yapılmış italyan markası. Bir de sadece 10.000$...



Sualtından av manzaraları

Küçük balıkların büyük balıklardan kaçışları... Sualtında bu av manzaralarını seyretmenin zevki başka... Bu resimler Güney Afrika kıyılarında çekilmiş. Yunuslardan kaçabilmek için topluca hareket eden yüzlerce sardalya su yüzeyine yaklaştıkça bu sefer martıların hedefi haline geliyor...




Anılarınızı Kavanozda Saklayın

Gezdiğim gördüğüm yerlerden küçük hatıra toplama alışkanlığım vardır... Mutlaka bir kartpostal, magnet, minik biblo, ya da gittiğim restorandan kibrit kutusu, sahilde bulduğum deniz kabuğu, tren bileti...vs.. Bunları kutularda saklamak yerine cam kavanozlara koyma fikri çok hoşuma gitti...

Kekova - Batık Şehir


Yıllardır bu kadar yakınına gidip de Kekova'yı görme fırsatım olmamıştı... Bu sene nihayet gidebildik. Kekova sapağına girip dağların üstüne çıktığınızda cennet gibi koy karşınıza geliyor, gerçekten etkileyici bir manzara...

Kekova'ya 2 yoldan gidebilirsiniz, birincisi Fethiye-Kaş yolunu takip edip Kaş'tan 17 km uzaklıktaki Kekova sapağına ulaşırsınız, ikincisi ise Antalya'yı Kaş'a bağlayan kıyı yollarını takip ederek Derme (antik Myra şimdilerde Kale)-Kaş yolu üzerindeki eski Sura harabeleri yakınındaki ayrımdan (7 kilometre) sonra Kapaklı köyü güzergâhından Üçağız köyüne ulaşmaktır.

Eğer günübirlik gidecekseniz tavsiyem öğleden sonra gitmeniz, zira bütün turlar sabah yola çıkıp günü orada geçirdiklerinden öğlen kalabalık oluyor... Üçağız köyüne ulaştıktan Simena ve Batık Şehri gezmek istiyorsanız en iyisi küçük kayıklardan kiralamak, batık şehre en çok kayıklarla yaklaşabilirsiniz, büyük tur tekneleri hem uzaktan geçiyor hem de kalabalık oluyorlar... 2,5-3 saatlik bir tur icin 60-70 TL ödemeniz gerekebilir...Kano ile dolaşmak da bir alternatif ama yaz sıcağında bütün kıyıyı kanoyla dolaşmak pek cazip gelmemişti bana...

Tekne önce sizi Kaleköy-Simena'ya götürecektir. Simena antik kenti üzerinde kurulmuş olan Kaleköy, yarımada şeklinde ve ulaşım sadece teknelerle sağlanıyor. Lykia Birliği'nin bir üyesi olan kentin tarihi M.Ö. 4. yüzyıla kadar inmektedir. Simena'da da hem karada hem su altında kalıntılar bulunmaktadır. Simena'da en ilginç kalıntı, oturma sıraları doğal kayaya oyularak yapılmış tiyatrodur. Lykia'daki tiyatroların en küçüğüdür. Kıyıda harap durumdaki hamam, Lykia tipi kaya mezarları ve lahitleri, Roma dönemi duvar kalıntılar da görülebilen kalıntılardandır.




Simena'dan sonraki durak Kekova Adası. Bölgeye adını veren ada, Kaleköy'ün önünde yer alır. Ada üzerinde bulunan Tersane Koyu'na tekneler yanaşabilir. Burada Bizans devrine ait bir kilisenin apsisi yer alır. Kekova Adası'nın tarihi kesin olarak bilinmemektedir ve her tarafı tarihi kalıntılarla doludur. Batık Şehir üzerinden teknelerle geçilirken sualtında kalan batık şehrin izleri görülebilir.Kıyıya takip ettiğinizde, evlerin yarısının sulara gömüldüğünü ve merdivenlerin denize indiğini görebilirsiniz. Ayrıca denizin içinde temeller ve ev tabanlarını da görmek mümkündür. Milli park ilan edilen Kekova Adası koruma altına alınmıştır ve buradan suya dalmak yasaklanmıştır.


Batık Şehir bitimindeki tersane koyunda durup denize girebilirsiniz... Buradan sonra Üçağıza geri dönüyorsunuz. Gezinin sonunda da en iyisi sahildeki balık lokantalarından birine uğrayıp, günbatımının keyfini çıkarmak...

(c)Daha Başka - http://dahabaska.blogspot.com/

Gone Diving...


Takip Edin...

Yazar Kafe

İletişim: dahabaskablog@gmail.com

Takip Ettiklerim